Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2017/633 E. 2019/3819 K. 04.07.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/633
KARAR NO : 2019/3819
KARAR TARİHİ : 04.07.2019

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar … ve diğerleri vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 30/12/2014 gününde verilen dilekçe ile haksız eylemden kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/10/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
a-Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, olay tarihinde 5 yaşında olan küçük …’in davalı … tarafından cinsel istismara uğradığını, davalının, davacının da eğitim aldığı Kuran kursunda ücret karşılığında çocuklarla ilgilendiğini, olay günü davacı küçüğü soğuk oda olarak tabir edilen cezalandırma odasına götürdüğünü, burada organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğunu, olay tarihinde 17 yaşında olan davalının … Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanarak ceza aldığını, davacı küçüğün bu olay nedeni ile ruhsal durumunun bozulduğunu, davacıların bu olay nedeni ile derin üzüntü ve elem duyduklarını belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece; davalının yargılama sırasında mali ve sosyal durumunun iyi olmadığı, işsiz olduğu, bir gelirinin olmadığı, dava tarihi itibarıyle 25 yaşında olduğu, mağdur ve sanığın erkek oluşları da degerlendirilmek suretiyle davanın her bir davacı yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.Gerek Türk Borçlar Kanunu’nun 56. (818 sayılı BK 47. maddesi) ve gerekse 58. maddesi (818 sayılı BK 49. maddesi) hükümlerine göre, hakimin manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde taktir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Diğer yandan hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik
durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nesafetle hüküm vereceği MK.m.4’de belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olayın oluş şekli, vehameti, tarafların yaşı ve olay yerinin özelliği, olay tarihi ve yukardaki ilkeler nazara alındığında yersiz ve kabul edilemeyecek gerekçelerle manevi tazminat miktarının düşük seviyede hükmedilmesi doğru değildir. Olayın oluşuna ve vehametine uygun olarak daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmektedir.
b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10. maddesi gereğince, manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Yine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinde, “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Dava konusu olayda, davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup, ayrı ayrı manevi tazminat isteminde bulunmasına ve her bir davacı için kısmen kabul kararı verilmesine rağmen davacıların her biri için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2/a-b) sayılı bentte açıklanan nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, davacıların diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte yazılı gerekçelerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04/07/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.