Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/14971 E. 2013/17549 K. 26.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14971
KARAR NO : 2013/17549
KARAR TARİHİ : 26.09.2013

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava ve birleştirilen dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, tarafların Avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davalı …’ın iş kazasının meydana gelmesinde bir kusuru saptanmamış olup, Kurum vekili tarafından maddi hataya dayalı olarak ıslah dilekçesi ile husumet yöneltildiği anlaşıldığından bu davalı hakkında davanın reddi gerektiği halde kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur.
Mahkemenin hükme esas aldığı ceza davasındaki kusur raporunda işveren konumundaki şirketin iş kazasının meydana gelmesinde kusuru bulunup bulunmadığı irdelenmemiş olup, bu haliyle kusur raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.İş kazasının meydana geldiği iş kolunda ve işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman bilirkişilerden oluşa ve mevzuata uygun kusur raporu alınmalıdır.
Birleştirilen davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddeleridir. Mahkemece, davalıların 10. maddeye dayalı olarak sorumlu oldukları kabul edilmiş ise de, 10. maddeye dayalı sorumluluk hali işveren ve işveren vekili yönünden sözkonusu olup, 3. kişiler bu maddeye göre sorumlu tutulamayacakları halde, mahkemece tüm davalıların 10. maddeye dayalı olarak sorumluluklarına karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, 10. madde şartlarının oluşup oluşmadığı da yöntemince araştırılmamıştır.
506 sayılı Yasanın 9. maddesi – (Değişik : 25.08.1999 – 4447 / 12 md. Y.T. 08.09.1999) ”İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır.
(Ek : 14.07.1999 – 4410 / 1 md.) Dışişleri Bakanlığının sigortalı olarak yurtdışı göreve atanan personeli için işe giriş bildirgeleri ise, Kuruma en geç üç ay içinde gönderilir. ”
Düzenlemesini öngörmektedir.Anılan yasanın 10. maddesine göre ise 9. maddede öngörülen işe giriş bildirgesini süresinde Kuruma intikal ettirmeyen işverenler hakkında 26. maddede öngörülen sorumluluk halleri aranmaksızın, zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle Kurum tarafından bağlanan gelir ve harcamanın işverenden tahsil edileceğini düzenlemiştir.Yani, davalı işverenin 506 Sayılı Kanunun 25.08.1999 tarih ve 4447 Sayılı Kanunun 2. maddesiyle değiştirilen ve 08.09.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 9 ve 10. maddesi hükmüne göre rücu alacağından sorumluluğu için;işe giriş bildirgesinin sigortalının, işe başlatılmasından önce verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin kuruma verilmesinden önce meydana gelmesi gerekir.
İşverene ait işyerinin hangi tarih itibarıyla 506 sayılı Yasa kapsamına alınması gerektiği belirlenmeli, bu kapsamda işyerinin tesciline ilişkin dosya getirilmeli ve varsa işverence verilen işe giriş bildirgesinin Kuruma intikal tarihi belirlenmeli, sigortalının işverene ait işyerinde işe başladığı tarih açık ve net biçimde saptanmalı ve özellikle sigortalıya ait işe giriş bildirgesinin Kuruma intikal ettiği tarih ile iş kazası aynı tarihe rastlıyor ise, işe giriş bildirgesinin daha önce verildiğinin ispat yükünün işverene ait olacağı gözetilmeli, davalı …’ın iş kazasının meydana geldiği tarihte işveren vekili olup olmadığı irdelenmeli, bütün bu olgular hep birlikte değerlendirilerek somut olayda 506 sayılı Yasanın 9. ve 10. maddesi hükmündeki koşulların oluşup oluşmadığı tespit edilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, asıl dava 1479 sayılı Yasanın 63. maddesine dayalı olarak açılmış olup, 506 sayılı Yasa’nın 10. maddesine dayalı olarak açılmadığı halde asıl dava konusu olan tedavi giderleri bakımından davalıların 10. maddeye göre sorumlu tutulmuş bulunması isabetsizdir.
Öte yandan rücuen tazminat davalarında faiz başlangıcı bağlanan gelir yönünden tahsis onay tarihi, tedavi gideri yönünden ise sarf tarihi olduğu halde ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 26.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.