YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6496
KARAR NO : 2013/10338
KARAR TARİHİ : 04.06.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davacı banka ile davalı şirket arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesine diğer davalıların kefil olduklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalı şirkete ve davalı …’a ihtarnamenin gönderildiğini, yapılan icra takibinde davalıların borcun aslını kabul ederek faiz oranına ve işlemiş faize itiraz ettiklerini, faiz oranının sözleşmeye uygun olduğunu belirterek itirazın iptaline ve % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, krediye konu aracın ticari araç olmaması nedeniyle Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunu, temerrüt tarihlerinin farklı olması nedeniyle takip tutarlarının da farklı olması gerektiğini, faiz oranının tüketici kanununa aykırı olduğunu, % 126 faiz oranının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine ve % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalılar yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece, toplanan delillere göre, karara esas alınan bilirkişi raporunda; bankanın talep ettiği % 126 faiz oranının sözleşmeye uygun olduğu ancak davacı bankanın Merkez Bankasına bildirdiği oranların çok altında akdi faiz uygulamasına rağmen piyasa fiyatının çok üzerinde faiz oranı bildirildiği, bankaların 2006 yılından bu yana kredilerinde düşüş eğilimi bulunmasına karşın davacı bankanın 28.02.2006 tarihinden itibaren dava konusu kredinin kat edildiği 30.06.2009 tarihine kadar % 84 azami akdi faiz oranı uygulamasının fiili durumla bağdaşmadığı, dava konusu kredinin % 16,56 olan akdi faiz oranının % 50 fazlası ile % 24,80 oranı üzerinden temerrüt faizi uygulanması suretiyle hesaplama yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmış, bu esaslara göre düzenlenen bilirkişi raporundaki hesaplama dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, davacı lehine tazminata, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Antalya 14. İcra Müdürlüğünün 2010/9061 sayılı icra takibinde ödeme emrinin davalı …’a 07/04/2010 tarihinde, davalı …’e 07/04/2010 tarihinde, davalı …’a 09/04/2010 tarihinde, davalı CNN Emlak şirketine 16/09/2010 tarihinde tebliğ edildiği, 20/04/2010 tarihinde davalılar … ve … vekili ve davalı şirket vekili olarak davalı …’in ortak dilekçe ile borca itiraz ettikleri anlaşılmıştır. Davalılar … ve … vekilinin İcra ve İflas Kanunu’nun 62. maddesinde belirtilen yasal süre içinde ödeme emrine itiraz etmediği görülmektedir. Yine davalı CNN Emlak şirketinin temsilcisi tarafından verilen vekaletnameye istinaden avukat olmayan …’in davalı şirket adına itirazında da davalı …’in yetkili olmadığı görülmektedir.
İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardandır. Süresinde ve usulune uygun olarak yapılan itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamak amacıyla itirazın iptali amaçlanmıştır. Somut olayda süresinde ve usulune uygun itiraz olmadığından, takip kesinleşmiştir. Kesinleşen takibe karşı itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Hukuki yarar dava şartı olup dava şartları aleyhe bozma yasağının istisnalarındandır. Bu durumda mahkemece dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.