YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12199
KARAR NO : 2013/12940
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira parasının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin 1.5.2002 düzenleme ve 30.9.2006 vade tarihli bono dolayısıyla kira alacağının tahsili yönünden itirazın iptaline dair hükme ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalılar vekilinin 2002- 2005 yılları arası kira alacağına ilişkin temyiz itirazlarına gelince ;
İcra takibinde ve davada dayanılan ve hükme esas alınan 1.5.2002 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile Göreme Müze Yolu Caddesi’nde bulunan restoran, camping ve yüzme havuzu yıllık 3.000 Euro bedelle davalıya kiralanmıştır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 1. maddesinde de, kira bedellerinin Eylül ayı sonuna kadar mal sahibine makbuz karşılığı ile ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu amaçla da davalı her biri 3.000 Euro bedelli 1.5.2002 düzenleme ve 30.9.2002- 30.9.2003- 30.9.2004- 30.9.2005 ve 30.9.2006 vade tarihli beş adet bonoyu beş yıllık kiracılık sürecinin her yılının kira parasına karşılık gelmek üzere davacılara vermiştir. Davacılar da, kiracılık süresi boyunca kira paralarının ödenmediği iddiasıyla Nevşehir 2. İcra Müdürlüğü’nün 2011 / 551 sayılı dosyasında 3.2.2011 tarihinde başlattıkları icra takibi ile sözü edilen beş adet bononun karşılığı 15.000 Euro kira parasının tahsilini istemişlerdir. Takibe yasal süresi içinde itiraz eden davalı, davacılara herhangi bir borçlarının olmadığını, ayrıca takip dayanağı bonoların üç yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra takibe konu edildiklerini belirterek, icra takibini durdurmuştur. İtiraz üzerine açılan işbu davada da, davalı zamanaşımı def’ini tekrarlayarak, dayanak kira sözleşmesinin geçerli olmadığını, sözleşmede damga pulunun bulunmadığını, kiralananın kendisine teslim edilmediğini, bedelsiz kalan bonoların davacılar tarafından icraya konulduğunu savunmuştur. Dosya kapsamı, sözleşme içeriği ve icra dosyasına sunulan bonolar itibariyle anılan bonoların beş yıllık sözleşme süresinin her bir yılının kira parası olarak davalı tarafından
düzenlenerek davacılara verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar icra takibinde söz konusu bonolar icra dosyasına ibraz edilmiş ise de, davacılar takip talepnamesinde temel kiracılık ilişkisine dayanarak kira bedellerinin tahsili talebinde bulunmuşlardır. Bu durumda icra takibinin konusunun kıymetli evraka dayalı alacak değil, kira alacağı olduğunun kabulü gerekir. Davalı, gerek icra takibine itirazında, gerek yargılamadaki savunmasında, sözleşmedeki ve bonolardaki imzasına karşı çıkmamış, sadece kiralananın teslim edilmediğini, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu, bonoların da zamanaşımına uğradığını iddia etmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 147 / 1 ( mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 126 / 1 ) maddesi gereğince kira alacakları beş yıllık zamanaşımına tabi olup, aynı yasanın 156 / 2 (mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 135 / 2 ) maddesine göre de, zamanaşımının kesilmesi durumunda yeni bir süre işlemeye başlayıp, borcun bir senetle ikrar edilmesi veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanması halinde, yeni süre her zaman on yıldır. Ancak buradaki on yıllık süre, zamanaşımının kesilmesi durumunda ve borçlunun borcu için alacaklıya imzalı bir borç senedi vermesi halinde geçerli olacaktır. Bu senedin ispat aracı niteliği taşıması ile soyut borç vaadi şeklinde, başka bir anlatımla eski borç ile birlikte yeni bir borç doğurması arasında fark yoktur. Davacılar ise, süreç içinde zamanaşımını kesecek başkaca bir işlem yapmadığından ve davalı borcu ikrar niteliğinde bir belge düzenlemediğinden, takip tarihi itibariyle 2002- 2005 arası yıllar kira parası 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 147 / 1 ( mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 126 / 1 ) maddesi gereğince beş yıllık zamanaşımına uğramıştır. Bu durumda mahkemece 2002- 2005 arası yıllar kirası yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, Türk Borçlar Kanunu’nun 156 / 2 ( mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 135 / 2 ) maddesinden söz edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda ( 2 ) No’lu bentte yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.