YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19289
KARAR NO : 2013/11737
KARAR TARİHİ : 09.07.2013
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Eşya alacağı
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davalı-karşı davacı ve davacı-karşı davalı … tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık bir kısım ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen iadesi, mümkün değilse fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik bedeli olan 8.000 TL’nin, ıslah dilekçesi ile de, 11.541.31 TL’nin tahsiline, birleşen davada ise, düğün sırasında bağışlanan 100 gram 22 ayar altına yönelik bağıştan rücu istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulü ile 5.774.69 TL değerindeki ziynet eşyalarının ve 2.530 TL değerindeki çeyiz eşyalarının aynen iadesine, mümkün değilse bedellerinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davalı- karşı davacı … vekili ve katılma yolu ile davacı- karşı davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Her ne kadar karar davacı-karşı vekili tarafından hüküm katılma yolu ile temyiz edilmiş ise de, temyiz dilekçesinin 13.12.2011 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine hükmü katılma yolu ile temyiz eden davacı-karşı davalı vekili HMUK’nun 433 / 2 maddesi hükmü gereği yasal on günlük süre geçtikten sonra 28.12.2012 tarihinde temyiz dilekçesi verip temyiz harcını yatırdığından davacı- karşı davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2- Davalı- karşı davacı … vekilinin temyiz itirazlarına gelince ;
Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı- karşı davacı …’nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Davalı – karşı davacı …’nın birleşen dava ve o davanın o konusunu oluşturan ziynetlerin davacı – karşı davalıya iadesine ilişkin temyiz itirazları yönünden;
Davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacı … 9.12.2004 tarihinde evlenmişlerdir. Düğün sırasında davacı-karşı davalıya davalı- karşı davacı tarafça 22 ayar 100 gram ağırlığında beş adet bilezik takıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Düğün sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın kendisine bağışlanmış sayılır ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 285 ve devamı ( mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 234 ve devamı ) maddeleri hükümlerine tabi olur. Tarafların evliliği sürecinde davacı – karşı davalı tarafından eşi aleyhine, dövülüp evden kovulması nedeniyle boşanma
davası açılmış, bu dava ile birleştirilen davada ise, davalı eşi davacının başkası ile gayriresmi şekilde yaşayarak onurunu kırdığından söz ederek tarafların boşanmasını istemiştir. Davanın görüldüğü … 2. Aile Mahkemesi de, 16.04. 2009 gün ve 2007 / 1001 esas 2009 / 356 karar sayılı kararı ile davalı kocanın davacı kadını istemediğini söyleyerek evden kovması nedeniyle kusurlu olduğunu, davacı kadının ise … isimli şahısla gayriresmi şekilde yaşayıp, ondan çocuğunun olması ve eşine hakaret etmesi nedeniyle daha ağır kusurlu olduğunu belirterek, her iki davanın da kabulü ile tarafların boşanmasına, davacı kadının tazminat isteklerinin reddine karar vermiştir. Hüküm 22.6.2009 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davadaki uyuşmazlık, düğünde davacı- karşı davalıya bağışlanan ziynetlere ilişkin bağışlamanın geri alınması koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 295 / 2. ( mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 244 / 2 ) maddesinde bağışlananın, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması halinde bağışlayanın bağışlama sözünü geri alabileceği ve bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Bağışlamanın geri alınması talebi konusunu oluşturan ziynetlerin evlilik nedeniyle ve düğün sırasında davacı- karşı davalıya bağışlandığı kuşkusuzdur. TMK.nun 185. maddesi hükmüne göre evlilik kurumunun taraflara yüklediği en önemli edimlerden biri eşlerin birbirlerine karşı sadakatidir. Bu yükümlülük evlilik birliğinin hukuken sona ermesine kadar devam eder. Kesinleşen boşanma davasında da, davacı- karşı davalının evlilik birliği henüz hukuken sona ermeden bir başkası ile gayriresmi şekilde yaşayıp ondan bir çocuğunun olması, daha ağır kusur olarak değerlendirilerek boşanma sebebi yapılmıştır. Bu durumda 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 295 / 2 maddesinde düzenlenen bağışlamanın geri alınması koşullarının gerçekleştiğinin kabulü ile birleşen davanın kabulüyle bu davanın konusunu oluşturan ziynetler yönünden asıl davadaki davacı- karşı davalının isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (3) No’lu bentte yazılı nedenlerle davalı – karşı davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davalı – karşı davalı …’ya iadesine, 09.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.