YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15138
KARAR NO : 2013/12161
KARAR TARİHİ : 31.05.2013
……
Davacı, yaşlılık aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti ile birikmiş aylıkların ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 62. ve 63. maddeleridir. 62. maddede sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya bu isteğinden sonraki aybaşından başlanarak yaşlılık aylığı bağlanacağı hükme bağlanmıştır. 63. maddede ise; yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı olarak bir işte çalışmaya başlayanların yazılı talepte bulunmaları halinde aylıkların ödenmesine devam edileceği, ancak sosyal güvenlik destekleme primi kesileceği düzenlenmiştir. Hukuk Genel Kurulu ve Dairemizin yerleşmiş içtihatlarında 506 sayılı Kanunun 63. maddesine göre tüm sigorta kollarından prim ödenerek çalışan sigortalının gerçek iradesine üstünlük tanınması gerektiği, tüm sigorta kolları prim oranının sosyal güvenlik destek primi oranlarından yüksek olması karşısında, Kurumun sigortalının isteğini dikkate alarak, alınan primleri sosyal güvenlik destek primi olarak kabul edip mahsup işlemi yapması ve böylece, yaşlılık aylığı almakta iken gerçekleşen çalışmaya geçerlilik tanıması gerektiği ve bunun sosyal güvenlik ilkelerine uygun olacağı üzerinde durulmuştur.
Davaya konu somut olayda, davacı 13.02.2007 tarihinde işten ayrıldığına ilişkin hesap fişini ibraz ederek 14.02.2007 tarihinde tahsis talebinde bulunmuş, 01.03.2007 tarihinden itibaren kendisine yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Ne var ki; hizmet cetvelinden davalının 2007 yılında 360 gün hizmetinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Dönem bordrolarının celbi ile, davalının işten ayrılıp ayrılmadığı araştırılmalı, işten ayrılmadığının anlaşılması halinde şimdiki gibi, aksi takdirde davanın kabulüne karar verilmelidir.
./..
-2-
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 31.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
……