Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2016/7565 E. 2019/3553 K. 18.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/7565
KARAR NO : 2019/3553
KARAR TARİHİ : 18.06.2019

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

I-) Mağdur …’ın 13.03.2015 günü kollukta verdiği ifadesinde; suç konusu çantanın içinde adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı, sürücü belgesi ile bir adet banka maaş kartı, bir adet cep telefonu, 3 adet farklı bankalara ait kredi kartı, çalıştığı “El Ayakkabı” isimli şirkete ait 1.000 TL. para, 3 adet firma kaşesi, bir adet fatura, banka talimat evrakları, tahsilat makbuz koçanı, çalıştığı firmaya ait 2 adet 50.000,00 TL. ve 1 adet 100.000,00 TL. bedelli çek yaprakları ile üzerinde taş bulunan kendisine ait 300,00 TL. değerinde yüzük olduğunu beyan ettiği;

Sanık …’nın, savunmanı huzurunda alınan kolluk ifadesinde, mağdurdan elde ettikleri çantada bulunan çeklerden, 100.000,00-TL. bedelli olanı kendisinin aldığını ve babaannesinin evine sakladığını beyan ettiği;

19.03.2015 günü saat: 17:15 itibariyle düzenlenen tutanakta, anılan sanığın babası Abdi Bağcı tarafından, 7052133 numaralı suça konu 100.000,00 TL. bedelli çekin Bakırköy Adliyesi’nde görevli polis memurlarına teslim edildiğinin belirtildiği;

Mağdurun 10.07.2015 günlü oturumda; “Olay nedeniyle ne kadar zarar oluştuğunu daha önce beyan etmiştim. Zararın bir kısmı benim kendi zararım bir kısmı ise çalıştığım işyerinin zararıdır. Benim çantamla beraber alınan eşyaların değeri tahminen 2000-3000 TL civarındadır. Şirketin zararını ise daha önceden beyan etmiştim” dediği; bunun üzerine mağdur vekili Av. … ‘nun da; “müvekkilin beyanlarına katılıyoruz, kendisi şikayetçi değildir, müvekkilin zararı tazmin edilmiştir, bu hususta kendisi yanlış beyanda bulundu, müştekinin şahsi zararı tazmin olmuş, ancak şirket zararı tazmin olmamıştır” şeklinde beyanda bulunduğu; tekrar söz verilen mağdur …’ın bu kez; “benim zararım karşılandı, kısmi ödemeye muvaffakatim vardır, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına muvaffakatim vardır” dediğinin anlaşılması karşısında;

TEB Hadımköy Şubesi’ne ait 7052133 numaralı, 31.05.2016 tarihli ve 100.000,00 TL. bedelli çek dışında kalan suç konusu mal varlığının ne kadarlık kısmının, ne şekilde ve ne zaman mağdura iade ve/veya tazmin edildiği hususundaki durakmasaların giderilmesi için, mağdur …’ın yeniden ifadesi alınıp, belirtilen hususun açıklığa kavuşturulmasından sonra, sanıklar hakkında etkin pişmanlık koşullarının takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yenitilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

II-) Kabul ve uygulamaya göre de;

1-22.12.2015 tarihli gerekçeli kararın “DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE” kısmında; “…kovuşturma aşamasında mağdurun zararı kısmen giderildiğinden ve kısmi ödemeye mağdurun muvafakatı olduğundan, sanıklar hakkında TCK’nin 168/1.maddesine göre etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına” denilmesine karşın, tefhimle infaza esas kısa kararın ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarında “Sanıkların etkin pişmanlık göstererek soruşturma aşamasında suçtan kaynaklanan zararı tamamen gidermiş olmaları dikkate alınarak 5237 sayılı TCK.nın 168/3.maddesinin ilk cümlesi gereğince cezaları takdiren 1/3 oranında indirilerek ayrı ayrı 8’er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına” şeklinde hüküm kurulması suretiyle 1412 sayılı CMUK’un 268. (5271 sayılı CMK’nin 232.) maddesine aykırı davranılarak hükmün karıştırılması,
2- 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nin 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması; buna göre de, sanığın
Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, TCK’nin 53/1. maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına; aynı Kanun’un 53/2. maddesinin uygulanması açısından, 53/1. maddesinin (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar kullanamamasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanı, sanıklar … ve … ile savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, ceza süreleri bakımından sanıkların kazanılmış haklarının korunmasına, 18/06/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.