YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3464
KARAR NO : 2011/280
KARAR TARİHİ : 24.01.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
… ile … ve … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Sivas 2.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 02.04.2009 gün ve 178/82 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, satın alma ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedeniyle davalı oğlu … adına tespit ve tescil edilen 121 ada 43 ve 85 parseller ile diğer davalı torunu Arslan Temel adına tespit ve tescil edilen 123 ada 40, 133 ada 8 ve 149 ada 1 parsellerin tapu kayıtlarının iptaliyle adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar Necmettin ve Arslan Temel, davacının dava konusu taşınmazları 10.05.2000 tarihli senetle Yadigar ve Rüştü Temel ile kendilerine hibe ettiğini, aralarında yaptıkları taksimle dava konusu taşınmazların kendilerine isabet ettiğini, kadastro tespitlerinin doğru olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına yönelik, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davalılar delili olan 10.05.2000 tarihli hibe senedinin dava konusu taşınmazları kapsadığının belirlenemediği, sözleşmenin geçersiz olup, dava konusu taşınmazlarda davacı yararına kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Mahallinde yapılacak keşifle ilgili 13.03.2008 tarihli yargılama ara kararı usulüne uygun olmadığı gibi, davacı ve davalılara ait liste tanıkları dinlenmemiş, mahalli bilirkişiler de mahallinde usul hükümlerine aykırı olarak birlikte dinlenmiştir.
Maddi olaylardan olan zilyetliğin her türlü delille kanıtlanması mümkündür (3402 sayılı Kadastro Kanunu m.14) İncelenmekte olan olayda; keşif sırasında davacının 14.09.2006 tarihli tanık listesindeki ve davalıların 22.07.2008 tarihli oturumda ara kararıyla dinlenmelerine karar verilen tanıkları dinlenilmeden, usule aykırı bir şekilde birlikte dinlenen 3 yerel bilirkişinin yetersiz beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmuştur. Kural olarak tanıklar hakkındaki hükümler bilirkişiler hakkında da uygulanır. Bu durum karşısında bilirkişilerin yapılan keşifte birlikte dinlenmeleri HUMK.nun 265. maddesine aykırı düşer. Yerel bilirkişilerin sözleri kazanmayı sağlayan zilyetliğin başlangıcı, süresi ve niteliği ile hibe senedinin kapsamı hakkında hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; yerel bilirkişi ve davacının listesinde yazılı tanıklarıyla davalı tanıklarının HUMK.nun 258.maddesi hükmü uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmaları, aynı kanunun 259.maddesi hükmü uyarınca taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenilmeleri, davacının dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin başlangıcı, süresi ve 10.5.2000 tarihli hibe senedinin kapsamı, senet tarihi itibariyle davacının hibe ettiği taşınmazların hangileri olduğu, dava konusu taşınmazların davalılara hibe edilip edilmediği, senet kapsamında kalıp kalmadığı, zilyetliğin kimde bulunduğu hususlarının kendilerinden ayrıntılı olarak sorulup belirlenmesi, beyanları arasında aykırılık çıktığı takdirde aynı kanunun 265.maddesi hükmü gözönünde tutularak çelişkinin giderilmesine çalışılması, ondan sonra oluşacak durum ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davalıların temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ve HUMK nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 1.030,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine 24.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.