Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/8509 E. 2013/12329 K. 01.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8509
KARAR NO : 2013/12329
KARAR TARİHİ : 01.07.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı konusu kalmayan dava hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili; davalı banka tarafından keşide edilen 15.08.2012 tarihli hesap kat ihtarnamesinin dayanağı olan genel kredi sözleşmesinde müvekkiline atfen müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla atılan imzanın sahte olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkilinin sözkonusu 1.000.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın hukuki menfaat yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığının müvekkil bankaya bildirilmesi üzerine yapılan incelemede davacının sözleşmeden doğan sorumluluğunun bulunmadığının tespit edildiğini ve bu durumun 23.08.2012 tarihinde davacı ile vekiline iadeli taahhütlü posta ile bildirildiğini, ayrıca 24.08.2012 tarihinde de saat 10.31’de davacı vekiline elektronik posta ile bildirildiğini, buna rağmen davacının aynı gün huzurdaki davayı açtığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılamada toplanan deliller doğrultusunda; davanın 24.08.2012 tarihinde saat 10.54’de açıldığı, davacı vekili ve davacıya yapılan bildirimin 23.08.2012 tarihinde iadeli taahhütlü posta yolu ile yapıldığı, ancak bildirimin davacı yanca henüz alınmadığı, davanın açıldığı gün saat 10.31 itibari ile davacı vekiline elektronik posta ile ”davacının genel kredi sözleşmesinden dolayı hatalı yapılan işlem nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığına” dair bildirim yapıldığı, bu sebeple davacı tarafın bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı şeklindeki davalı savunmasına hukuken itibar edilmediği gerekçesiyle; davacının dava açmada hukuki yararının bulunduğu, konusuz kalan davada esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacı taraf vekille temsil edildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen 49.050-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı banka vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- İlk celsede konusuz kalan davada, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 6. maddesi uyarınca tarife hükümleriyle belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA,peşin harcın istek halinde iadesine, 01.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.