YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8472
KARAR NO : 2013/12323
KARAR TARİHİ : 01.07.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekili ile süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili dava ve ıslah dilekçesi ile; davalının müvekkili aleyhine başlattığı icra takibinin dayanağı olan 16.08.2008 vade tarihli ve 14.600 TL’lik bono bedelinin müvekkilince takipten önce davalıya ödendiğini, ödemeye ilişkin makbuzlarının bulunduğunu belirterek, müvekkilinin takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile % 40’tan az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının müvekkiline 27.04.2008 tanzim, 16.08.2008 vade tarihli ve 14.600.00-TL bedelli 2 (iki) adet senet verdiğini, bir senedin bedelinin ödendiğini, diğerinin ödenmediğini, bedeli ödenmeyen senetle ilgili icra takibi yapıldığını belirterek, davanın reddine, ve %40’dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılamada toplanan deliller doğrultusunda; davacı tarafından davalıya her biri 14.600-TL bedelli olmak üzere toplam 73.000 TL tutarında 5 (beş) adet bono verildiği, sunulan dekontlar uyarınca davacının toplam 67.800-TL ödediği, senetlerin ve ödemelerin toplam bedelleri nazara alındığında davacının 5.199.80-TL borçlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’nün 2009/11426 esas sayılı icra takibine dayanak bono nedeniyle 9.420-TL borçlu bulunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen 9.400,20-TL üzerinden %40 oranında haksız takip tazminatı bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davalı vekili, davacı vekilinin temyiz dilekçesine karşı düzenlediği temyize cevap dilekçesinde hükme ilişkin temyiz itirazlarını ileri sürmüşse de, söz konusu dilekçenin HUMK’un 433. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre içinde verilmediği anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, davalının yatırdığı peşin harcın istek halinde iadesine, 01.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.