YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12900
KARAR NO : 2013/10601
KARAR TARİHİ : 22.05.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/01/2012 tarih ve 2011/293-2012/2 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankaya dava dışı …’e ait Sosyal Güvenlik Kurumu primi ve eklerinin ödenmesi talimatı verdiğini ancak söz konusu prim borcunun ödenmediğinin görüldüğünü, bu sebeple müvekkilinin devlet desteğinden mahrum kaldığını ileri sürerek, 3.034,99 TL’nin 31.01.2011 tarihinde itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu ödemenin Sosyal Güvenlik Kurumu hesabına yatmaması konusundaki tek kusurun müvekkiline ait olmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vakfın davalı bankaya ödeme talimatı verdiği, borcunun olmadığına dair internet sayfasından çıktı almak istediğinde prim ödemelerinin yapılmadığını gördüğü, davalı banka tarafından ödeme talimatının süresinde yerine getirilmediği, bu haliyle olayda ihmalinin bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.034,99 TL’nin 31/01/2011 tarihine itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
4822 sayılı Kanun’la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 3/e maddesinde tüketicinin “Mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi”, 3 (h) bendinde tüketici işleminin “mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemin” ifade edeceği, aynı Yasa’nın ikinci maddesinde ise bu Kanunun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal veya hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birinin oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında bankacılık işleminin bulunması ve bu işlemin TTK’nun 4. maddesi gereğince ticari iş niteliği bulunmasına göre, 4077 sayılı Yasa kapsamında kalan tüketiciden ve bir tüketici işleminden söz etme imkânı bulunmaması nedeniyle tüketici mahkemesi sıfatıyla davanın görülmesi ve bu sıfatla hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte belirtilen nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 22.05.2013 arihinde oybirliğiyle karar verildi.