Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/12033 E. 2013/10381 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12033
KARAR NO : 2013/10381
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.02.2012 tarih ve 2011/548-2012/217 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, kesinleşen Hannover Sulh Mahkemesi’nin kararı ile 1.022,58 Euro alacağın ve 981,68 Euro yargılama giderinin davalı şirketten alınarak müvekkiline verilmesine karar verildiğini ileri sürerek anılan mahkemenin 507 C 8576/06 sayılı kararının tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tenfizi istenen kararın gıyapta verildiğini, münhasıran Türk Mahkemeleri’nin yetkisinde olduğunu, MÖHUK’un 54’üncü maddede belirtilen savunma hakkına uyulmuş olması şartını taşımadığını, davacının müvekkilinin pay defterinde kayıtlı ortağı olduğunu, TTK’nın 405’inci madde hükümlerine göre anonim şirketlerde ortakların şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, tenfiz şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının MÖHUK’un 54. maddede sayılan şartları taşıdığı, mahkeme kararı aslı ile tasdik edilmiş tercümesinin dosyaya ibraz edildiği, kararın kesinleştiği gerekçesiyle Almanya-Hannover Sulh Mahkemesi’nin 507 C 8576/06 Esas sayılı kararı ile yargılama masraflarına dair ek kararın tenfizine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi hükümleri gereğince tebligatların diplomatik yolla yapılacağı kararlaştırılmış olup, davacı tarafça dosyaya tercümesi sunulan Almanya Hannover Sulh Hukuk Mahkemesi kararı ile tebliğe ilişkin belgelerden kararın posta yolu ile davalıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, usulünce tebliğ edilmeyen kararın
davalı yönünden kesinleşmiş olduğunun kabulü mümkün değildir. O halde, mahkemece, usulünce kesinleşmemiş bir kararın tenfizinin mümkün bulunmadığı göz önüne alınarak tenfiz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: : Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.