YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1595
KARAR NO : 2019/3640
KARAR TARİHİ : 27.06.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … ve diğerleri aleyhine 01/08/2008 gününde verilen dilekçe ile kurum zararı nedeniyle alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23/02/2018 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar …, …, Nursel Sadioğlu ve … vekili Avukat … tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kurum zararından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki:
1-Davalılar …’ın ve …’in yurt dışındaki adresinde gerekçeli karar ve temyiz dilekçesinin tebliğ edilmesi için Deventer Başkonsolosluğu’na yazıldığı, başkonsolosluk tebligat masasınca düzenlenen evrakta tebligat evrakının konusunun “dava dilekçesi” olduğu anlaşılmıştır. Davalılara gerekçeli karar ve temyiz dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşıldığına göre TK’nun 25/a maddesi uyarınca tebliğ edilmelidir.
2-Davalı …’ya ait gerekçeli karar tebliğine ilişkin tebligat evrakının incelenmesinde; haber verilen komşunun kim olduğu belirtilmemiş, yalnızca kapı numarasının yazılması ile yetinilmiştir. Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel
Kurulunun 22/12/2004 tarihli, E:12-765, K:730 sayılı kararında belirtildiği üzere böyle bir durumda tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği ve fakat bulamadığı belgelenmemiş, yapılan işlem tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kalmıştır.
3-Mirasçılar …, …, …’ye ait gerekçeli karar ve temyiz başvuru dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat evrakının incelenmesinde; bağlı bulunduğu mahalle muhtarlığına tebliğ edildiği, şerhlerin okunaklı olmadığı, muhatabın geçici olarak mı yoksa sürekli olarak mı ayrıldığının anlaşılamadığı, komşuya soruldu ise komşunun isminin bulunmadan tebligatın yapıldığı anlaşılmaktadır.
Tebligatın usulüne uygun olabilmesi için Tebligat Kanunu 10 ve 21. maddelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Tebligat Kanunu 10. maddesinde bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı düzenlenmiştir. Tebligat Kanunu 21. maddesinde ise; (1) Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (2)Gösterilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatabın o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnamenin gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırılacağı düzenlenmiştir.
Şu halde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebligat yapılmasında dikkat edilmesi gereken husus; davalının tebligat adresinden geçici olarak mı ayrıldığı, yoksa sürekli olarak mı ayrıldığı konusunun netleştirilmesidir. Muhataba çıkan tebligat evrakında belirtilen adres, aynı zamanda adres kayıt sistemindeki adresi ise bu durumda; belirtilen adresten geçici olarak ayrılmışsa; Tebligat Kanunu 21/1.madde hükümlerine göre, sürekli olarak ayrılmışsa Tebligat Kanunu 21/2. madde hükümlerine göre tebligat yapılacaktır.
Somut olayda, davalılar ve mirasçılar adına Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlar, Davalı …’ya gerekçeli kararın ve davacının temyiz başvuru dilekçesinin tebliğinde haber verilen komşunun kim olduğu belirtilmeyip yalnızca kapı numarasının yazılması ile yetinilmesi nedeniyle; mirasçılar …, …, …’ye gönderilen gerekçeli kararın ve davacının temyiz başvuru dilekçesinin tebliğinde muhtara bırakılma nedenine ve usulüne ilişkin şerhin okunaklı olmaması nedeniyle; Tebligat Kanununun 25/a maddesine göre yapılan tebligatlar davalılar … ve …’e gerekçeli karar ve davacının temyiz başvuru dilekçesi tebliğ edilmediğinden usulüne uygun değildir. Bu nedenle gerekçeli kararın ve davacının temyiz başvuru dilekçesinin davalılar …, …, … ve mirasçılar …, …, …’ye Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği gereğince usulüne uygun tebliği sağlanarak temyiz süresi beklenildikten sonra dosyanın temyiz incelemesi için yeniden gönderilmek üzere mahkemesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılıp, eksiklikler tamamlanarak temyiz süresi beklendikten sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtaya yeniden gönderilmesi için, dosyanın mahal mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE 27/06/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.