Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2009/7317 E. 2010/1982 K. 20.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7317
KARAR NO : 2010/1982
KARAR TARİHİ : 20.04.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

… ve … ile … ve müşterekleri, dahili davalılar Hazine ve Aşağı Çamlı Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının reddine dair Bigadiç Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 28.01.2009 gün ve 234/44 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak kendi adlarına kayıtlı dava dışı 185 ada 3 ve 4 parsellerin devamı niteliğinde olan ancak, kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak bırakılan taşınmazların adlarına tescilini talep etmişlerdir.
Davalı köy tüzel kişiliği temsilcisi, dava konusu taşınmazın yol olmadığını, davalı gerçek kişiler ise, taşınmazın yol olduğunu beyan etmişlerdir.
Davalı Hazine temsilcisi de davaya cevap vermediği gibi yargılama oturumlarına da katılmamıştır.
Mahkemece, taşınmazın paftasında yol olarak gösterildiği 07.09.2007 tarihinden davanın açıldığı 26.05.2008 tarihine kadar kazanma süresi ve koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK.713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince açılan, paftasında yol olarak gösterilen kısmın tapuya kayıt ve tescili isteğine ilişkindir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun l6. maddesi hükmüne göre; yollar, paftasında gösterilmekle yetinilir. Dava konusu taşınmaz bölümü, paftada yol olarak gösterilmiştir. Paftasında yol olarak gösterilen bir yer, hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediği, tespit ve sınırlandırma gibi bir işlem yapılmadığı için tespit dışı bırakılma işlemi niteliğindedir. Yargıtay’ın yerleşmiş ve sürekli uygulamalarına göre; paftasında yol olarak gösterilen bir yerin, tapuya tesciline karar verilebilmesi için paftanın düzenlendiği ve terkedildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edilmiş olması gerekir. Ne var ki; eldeki dava paftasında yol olarak gösterildiği tarihten itibaren yaklaşık 9 ay gibi makûl ve uygun bir süre içinde açılmıştır. Makul sayılabilecek bir süre içinde açılan bu tür davalarda, davacının kadastro tespitinden (07.09.2007) önceki zilyetlik süresi gözetilerek değerlendirme yapılması gerekir. Davanın bu nedenle reddi doğru değildir. Ancak deliller tam olarak toplanıp değerlendirilmemiştir.Mahkemece yapılacak iş; dava konusu yere komşu taşınmazların tapu kayıtlarını ve kadastro tutanaklarını ve varsa dayanağı belgeleri getirtmek davalı gerçek kişilerin bu parsellerden hangisinin maliki olduğunu belirlemek, dayanak kayıt ve belgeleri mahallinde uygulamak, davacı ve davalıların bildirdikleri tüm tanıkları HUMK.nun 258 ve 259 maddelerine uygun bir biçimde davet edip keşif mahallinde dinlemek, yolun kadim, umumun istifade ettiği bir yol olup olmadığı üzerinde durmak ve sonucuna göre karar vermek olmalıdır.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 15,60 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 20.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.