YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23997
KARAR NO : 2013/14635
KARAR TARİHİ : 28.06.2013
…….
Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ve yapılan yardımların tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı … ve … avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava; 04.11.2009 tarihli trafik kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan cenaze yardımının rücuan tahsili istemine ilişkin olup; somut olayda, kazaya sebep olan …..plakalı araç sürücüsü davalı … %100 oranında kusurlu bulunmuştur.
1)Davalılardan işveren olan …’ın sorumluluğu yönünden,
5510 sayılı Kanunun İş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin sorumluluğunu düzenleyen 21’inci madde hükmü, sigortalıya ya da ölümü halinde hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerin işverenden rücuan tahsili koşulları düzenlenmiş olup; işverenin sorumluluğu için, zarara uğrayanın sigortalı olması, zararı meydana getiren olayın iş kazası veya meslek hastalığı niteliğinde bulunması, zararın meydana gelmesinde işverenin kastının veya sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin ve bu hareket ile meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Buradan, işverenin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğine ilişkin mevzuatın kendisine yüklediği, objektif olarak mümkün olan tüm tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu nedenle iş kazası veya meslek hastalığı şeklinde sosyal sigorta riskinin gerçekleşmesi halinde, kusur esasına göre meydana gelen zararlardan….. Kurumuna karşı rücuan sorumlu olduğu sonucu çıkarılmaktadır.
./….
-2-
Sigortalı ya da hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken harcama ve ödemeler yönünden maddede herhangi bir sınır öngörülmemişken; bağlanan gelirler yönünden, gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamına, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere hükmedilebileceği öngörülmüştür. Ancak, sigortalıya genel sağlık sigortası kapsamında yapılan sağlık hizmeti giderlerinin işverenden rücuan tahsili 5510 sayılı Kanunun 76’ncı maddesinin 4’üncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiş olduğundan, aynı Kanunun 21’inci maddesi kapsamı dışında olduğu kuşkusuzdur.
Maddedeki “gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin” rücunun konusunu oluşturacağına ilişkin açık düzenleme karşısında; bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin hesabında nazara alınan gelir miktarındaki başlama tarihinden sonraki kanun ve katsayı değişiklikleri nedeniyle meydana gelecek artışlar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından istenemez.
2)Davalı 3. kişi konumunda olan … yönünden,
5510 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin dördüncü fıkrası üçüncü kişinin sorumluluğunu düzenlemekte olup; buna göre, iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilebilecektir.
Fıkra kapsamındaki sosyal sigorta yardımları, kısa vadeli sigorta kollarına ilişkin olup, genel sağlık sigortasına göre yapılan sosyal sigorta yardımlarını içermediği gibi; söz konusu fıkra, sadece 5510 sayılı Yasanın 4/1-a madde kapsamındaki sigortalılar için değil, aynı yasanın 4/1-b madde kapsamındaki sigortalılar yönünden de uygulama alanı bulmaktadır.
Üçüncü kişinin rücu alacağından sorumluluğu kusur sorumluluğu esasına dayanır. Bir başka ifadeyle; üçüncü kişi, ancak kusurlu bir hareketinin varlığı halinde rücu alacağından sorumludur.
Anılan fıkrada geçen “çalıştıranlara” ibaresi, zararlandırıcı sigorta olayına neden olan üçüncü kişinin işverenlerini ifade etmekte olup; söz konusu işverenlerin sorumluluğu için, iş kazası veya meslek hastalığının oluşmasında kusurunun bulunduğunun saptanması gerekir. İstihdam edenlerin sorumluluğunu düzenleyen 818 sayılı Mülga Borçlar Kanununun 55. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 66.) maddesinde, işverenin sorumlu olması için kusurlu olması şartı aranmamış iken, 5510 sayılı Kanunun anılan maddesinde, üçüncü kişinin işvereninin sorumluluğu kusur esasına dayanması karşısında; üçüncü kişinin işvereni hakkında, Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca kusursuz sorumluluk hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Burada hangi hareketin kusur sayılacağına ilişkin 5510 sayılı Kanunun 21/1 maddesine paralel bir açıklama yapılmadığından, kusur olgusunun 818 sayılı mülga Borçlar Kanununun 41 ve devamı (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49 ve devamı) maddeleri uyarınca belirlenmesi gerektiğinin kabulü gerekecektir.
../….
-3-
İş kazası, meslek hastalığı ve hastalığın üçüncü kişinin veya işvereninin kusuru sonucunda meydana gelmesi halinde rücu edilecek miktar; sigortalı ya da hak sahiplerine yapılan ödemelerin tümünün, bağlanacak gelirlerin ise başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının kusur karşılığından oluşmaktadır. Bu çerçevede meseleye fiili ödemeler açısından bakıldığında; fiili ödemenin mevcudiyeti halinde, ilk peşin sermaye değerinin yarısının kusur karşılığını aşmamak üzere, fiili ödemenin kusur karşılığına hükmedilecektir.
3)Sigorta Şirketinin sorumluluğu yönünden;
Sigorta şirketlerinin sorumluluğuna ilişkin 5510 sayılı Kanunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 sayılı Kanunun 85’inci maddesi kapsamında poliçeye dayalı akdi sorumluluk olup; sigortaladığı aracın sürücüsü ile şayet tespit edilmişse araç işleteninin kusurlarıyla ve poliçe limitleriyle sınırlı biçimde zarardan sorumlu tutulabilirler. Sigorta şirketlerinin 2918 Sayılı Kanun kapsamında poliçeye dayalı akdi sorumluluğu nedeniyle poliçe limitini teşkil eden miktarın sigortalı ya da hak sahiplerine ödediğinin geçerli belgelerle kanıtlanması durumunda; sigorta şirketlerinin mükerrer ödeme ile karşı karşıya bırakılmaması bakımından ödedikleri miktar oranında sorumlu tutulmaması gerekir. Ne var ki, sigorta şirketi tarafından poliçeye dayalı olarak sigortalı ya da hak sahiplerine yapılan ödemenin; sigorta şirketinin sorumlu olduğu poliçe limitinden düşülebileceği, ancak teselsüle dayalı olarak sürücü veya araç işleteni dâhil diğer sorumluların sorumlu olduğu tutarı ve sigortalı ya da hak sahibinin isteyebileceği tazminat tutarını etkilemeyeceği nazara alınmalıdır.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98 ve 99’uncu maddelerinde yazılı şekilde bir başvurunun varlığına karşın gerekli ödemenin yapılmaması halinde, davalı … şirketinin anılan düzenlemede öngörülen 8 iş günlük yasal sürenin sonunda temerrüt olgusunun gerçekleştiğinin ve faiz başlangıcının da bu süre soruna karşılık gelen tarih olduğunun kabulü gerekir. Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvurulması ya da hiç müracaatın bulunmaması halinde ise sigorta şirketinin temerrüdü söz konusu olmayacağından, faiz başlangıcının icra takibine girişilmişse takip tarihi, dava açılmışsa dava tarihi olarak kabul edilmesi gerekecektir.
Açıklamalar ışığında davaya konu somut olaya gelince; mahkemece yapılacak iş, işveren olan…. ve 3. kişi olan ….olaydaki kusur oranlarını belirlenmesi açısından usulüne uygun oluşturulmuş bilirkişi heyetinden rapor alınarak, alınan rapor sonucunda ….olayda kusurunun olduğu kanaatine varılması durumunda tavan hesabı yapılarak sorumluluğu belirlenmeli, …..layda kusurunun olduğu kanaatine varılması durumunda, 21. maddenin 4. fıkrası uyarınca bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısından ve cenaze yardımının tümünden sorumlu olduğu göz önüne alınmalı, ayrıca sigorta şirketi açısından da sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu göz önüne alınarak, bu açıklamalar ışığında hüküm kurulmalıdır.
…/….
-4-
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı … ve …….avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan … ve ……iadesine, 28.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
……