YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12396
KARAR NO : 2013/13722
KARAR TARİHİ : 18.06.2013
…..
Davacı, davalı Kurum tarafından 04.10.2000 tarihinden itibaren ……. sigortalısı kabul edildiğini, bu tarihten önceki hizmetlerinin kabul edilmediğini belirterek……sigortalısı olarak geçen hizmetlerinin tespitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dairemizin “2011/1634 Esas -2011/15233 Karar ve 01.11.2011 tarihli” bozma ilamında özetle; yasal mevzuat ayrıntılı olarak açıklandıktan sonra, davacının geçmiş hizmet sürelerinin tespiti ve borçlanmaya ilişkin talep dilekçesini 1479 sayılı ….. Geçici madde 18’de belirtilen 6 aylık süre içinde vermediğinin açıkça anlaşıldığının belirtildiği,fazla prim ödemesinin bulunduğu iddiası karşısında dosya içerindeki müzekkerelerdeki çelişkiler giderilerek ve söz konusu ödemelerin hangi döneme ilişkin olduğu netleştirilerek, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği belirtildiği görülmektedir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmeden hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır
Mahkemece, Kurumdan “sigortalının, 31.10.2003 tarihli hesap özetinde, borcunu bitirdiği, 1.321.604-TL fazla ödemesi gözüktüğü ve bu meblağın o tarihte 10.aylık borçlanma süresine tekabül edip etmediği ve bu 10 aylık sürenin sigortalının hangi sürelerde sigortalı sayılacağının bildirilmesinin istenildiği, Kurumun 03.01.2013 tarihli cevabi yazısında ise,”yapılan incelemede hesap hatası yapıldığının anlaşıldığı, davacının fazla ödemesi bulunmadığından bildirilecek sigortalılık süresi de olmadığının” belirtildiği görülmüştür.
Ne var ki, Mahkemece, davanın kabulü ile davacının sigortalılık başlangıcının 19/06/1988 tarihi olarak tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar sonucunda, Mahkemece, davacının yasal süresinde başvurusu bulunmaması ve talep ettiği döneme ilişkin fazla ödenen prim borcu da bulunmadığının anlaşılması karşısında, davanın reddine karar verilmesi gerekirken ,yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
./..
-2-
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
…..