Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/8987 E. 2012/16745 K. 03.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8987
KARAR NO : 2012/16745
KARAR TARİHİ : 03.07.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde vasiyetnamenin tenfizine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dilekçesinde, muris tarafından vasiyetname ile lehine muayyen mal vasiyetinde bulunulduğunu beyan ederek vasiyetnamenin tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Dava önce, … olarak açılmış,yargılama sırasında, vasiyetname ile lehine mal vasiyet edilen diğer lehtarlar ve yasal hasım olan hazine davaya dahil edilmiştir.Dahili davalı hazine savunmasında, vasiyet alacaklılarından Habibe’nin muristen önce vefat ettiğini, bu nedenle de, vasiyetnamede …’ye düşen payın, mirasçı bırakmadan ölen murisin mirasçısı sıfatını kazanan hazineye intikal etmesi gerektiğini beyan etmiştir.Türk Medeni Kanununun581/2 maddesi gereğince, ”Vasiyet alacaklısı miras bırakandan önce ölmüş ise, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça, vasiyeti yerine getirme yükümlülüğü, vasiyet yükümlüsünün yararına ortadan kalkar.” Dava konusu vasiyetnamenin incelenmesinden; davacı ve diğer lehtarlar lehine muris tarafından muayyen mal vasiyetinde bulunulduğu, lehtarın muristen önce ölmesi durumunda, bırakılan malın akıbeti konusunda bir açıklamanın bulunmadığı görülmüştür.TMK.m. 581/2 maddesinde yer alan “tasarruftan aksi anlaşılmadıkça“ ifadesi bu kapsamdadır. Vasiyetnamede, lehtarın muristen önce ölmesi durumunda, bırakılan malın başka kişiye gideceği ya da terekeye geri döneceği şeklinde bir açıklık bulunmaması durumunda bu payın yasal mirasçılara intikal edeceği açıktır.Öyle ise mahkemece, yukarıdaki ilkeler gözetilerek, muristen önce ölen …’ye vasiyet ile bırakılan payın mirasçı hazineye intikal etmesi gerektiği gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.