Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2010/5762 E. 2011/2736 K. 05.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5762
KARAR NO : 2011/2736
KARAR TARİHİ : 05.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil

… ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair İliç Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 08.07.2010 gün ve 16/37 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR

Davacı, 220 ada 1 parsel sayılı taşınmazın babasına ait iken ölümünden sonra taksim sonucu kendisine kaldığını açıklayarak tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muristen intikal ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
1-Davacı taşınmazın babasından intikal ettiğini iddia etmiş, mahalli bilirkişiler ise davacı ve kardeşi Bayram arasında yapılan taksim ile taşınmazın davacıya kaldığını bildirmişlerdir. Dosya içinde bulunan nüfus kaydının incelenmesinde davacının Bayram dışında başka kardeşlerinin bulunduğu saptanmıştır. Bu halde mahkemece, taşınmazın davacıya ne şekilde intikal ettiğinin mahalli bilirkişiler ve gösterilecek tanıklardan sorulması, mirasçılar arasında geçerli taksimin yapılıp yapılmadığının araştırılması, oluşacak duruma göre, dava şartının bulunup bulunmadığının gözönünde bulundurulması gerekirken bu husus gözardı edilerek hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
2-Davacı kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanmıştır. Zilyetliğin Hazineye karşı kanıtlanması gerekmektedir. Maddi olaylardan sayılan zilyetliğin tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkün bulunmaktadır. İncelenmekte olan olayda şahit dinlenilmeden mahalli bilirkişi sözlerine dayanılarak hüküm kurulmuştur. Bilirkişilerin hangi konularda dinlenebileceği HUMK. 275. maddede düzenlenmiştir. Tek başına mahalli bilirkişinin hüküm vermeye yeterli bulunmayan zilyetliğin başlangıç ve sürdürülüş biçimine ilişkin sözlerine dayanılarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davacı, dilekçesinde tanık deliline
dayandığına göre, kendisinden tanıklarını liste halinde vermek üzere süre ve imkan tanınması, ondan sonra yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK. nun 258. maddesi hükmü uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmaları, aynı Kanunun 259. maddesi hükmü uyarınca, taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenilmeleri, davacının dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin başlangıcı, süresi, sürdürülmüş biçimi ve taşınmazın niteliği kendilerinden ayrıntılı olarak sorulup belirlenmesi, beyanları arasında aykırılık çıktığı takdirde aynı Kanunun 265. maddesi hükmü gözönünde tutularak çelişkinin giderilmesine çalışılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece, sadece yerel bilirkişi sözleri ile yetinilip, hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
3- Davacının miras bırakanı Recep Doğan’ın nüfus kaydı veya veraset belgesinin temini ile davacının taksim tarihinden itibaren kadastro tespit tarihine kadar 20 yıllık müstakil zilyetliğinin bulunması halinde sadece davacı açısından, davacının 20 yıla ulaşan müstakil zilyetliğin bulunmaması halinde ise davacı ile birlikte miras bırakanı ve miras bırakanın diğer mirasçıları yönünden de 3402 sayılı Kadastro Kanunu 14. maddesi gereğince miktar araştırma yapılmadan hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
Davalı … temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı olan hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,05.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.