YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10269
KARAR NO : 2013/14179
KARAR TARİHİ : 19.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki birleşen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı …, …, … yönünden kısmen kabulüne diğer davalılar …, … yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalılardan …, …, …, birleşen dosya davalısı … vekillerince temyiz edilmiş, ancak 02.05.2013 tarihli Ek kararla HUMK 432. maddesi gereğince davalı … yönünden temyiz isteminin reddine karar verilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı … Gıda Ürünleri Tic. Ltd. Şti arasında 13/12/2007 tarihli 440.000,00 TL, 14/08/2008 tarihli 1.000.000,00 TL ve 23/09/2009 tarihli 862.000,00 TL bedelli kredi sözleşmelerinin imzalandığını, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek müşterek borçlu ve müteselsil kefiller aleyhine Bingöl İcra Müdürlüğü’nün 2010/314 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalıların haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve müvekkili lehine %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, takip konusu borcun muaccel olmadığı gibi likit de olmadığını, müvekkilinin kefaletinin geçerli olmadığını, ayrıca takibe işletilen faiz oranının fahiş olduğunu ve faize faiz işletilmesinin doğru olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Davalı …, … ve … vekili, davacı alacağının likit olmadığını, davacı yanca gönderilen kat ihtarnamesine itiraz edildiğini, takibe işletilen faiz oranının fahiş olduğunu, müvekkillerinin eski tarihli kredi sözleşmelerinden dolayı sorumlu tutulmak istendiğini, Yargıtay kararlarında cari hesap şeklinde işleyen kredi sözleşmelerinde hesabın bir tarihte sıfırlanmış olmasıyla artık yeni kredi bir kullandırılmış olacağının ve bu nedenle kefaletin sona ereceğinin belirttiğini ifade ederek davanın reddi ile müvekkilleri lehine %40’tan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.
Birleşen Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/565 E. sayılı dosyasında davacı vekili, müvekkili ile dava dışı … Gıda Ürünleri Tic. Ltd. Şti arasında 13/12/2007 tarihli 440.000,00 TL, 14/08/2008 tarihli 1.000.000,00 TL ve 23/09/2009 tarihli 862.000,00 TL bedelli kredi sözleşmelerinin imzalandığını, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek müşterek borçlu ve müteselsil kefiller aleyhine Bingöl İcra Müdürlüğü’nün 2010/314 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalı …’ün haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve müvekkili lehine %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/565 E. sayılı dosyası ile iş bu dosya arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğundan dosyaların birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalı … vekili, kredi sözleşmelerinin altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, ayrıca iki sözleşme dışında 23/09/2009 tarihinde yeni bir sözleşme yapılarak önceki sözleşmelerin ortadan kaldırıldığını ve son sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmaması nedeniyle sorumluluğunun da bulunmadığını, müvekkili aleyhine aldırılan ihtiyati haciz kararında da aynı gerekçelerle ihtiyati haczin kaldırıldığını, alacağın ve faiz miktarının net olmadığını bildirerek davanın reddi ile müvekkili lehine %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre; davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında yapılan 13/12/2007, 14/07/2008 tarihli genel kredi sözleşmelerinde davalı … ve davalı …’ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalarının bulunduğu, 23/09/2009 tarihli sözleşmenin ise bu iki sözleşmenin yeniden yapılandırılması suretiyle oluşturulan yeni bir kredi sözleşmesi olduğu ve bu sözleşme metninde anılan davalıların isim ve imzalarının yer almadığı, yeni sözleşme ile eski sözleşmelerin sona erdiği ve böylece anılan davalıların sorumluluklarının da sona erdiği, diğer davalıların ise 23/09/2009 tarihli kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıkları ve kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesinden sorumlu oldukları, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda icra takibine itirazlarının kısmen haklı olduğu, alacağın yargılamayı gerektirdiğinden likit olmadığı gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile davalı borçluların Bingöl İcra Müdürlüğü’nün 2010/314 E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın tahsilde tekerrür olmamak şartıyla, davalılar … ve …’nun asıl alacak yönünden yaptığı itirazın iptali ile takibe aynen devamına, faiz yönünden yapmış oldukları itirazın 2.186,19 TL’lik kısmının iptali ile takibin 5.945,38 TL’lik kısmı için devamına, davalı …’in asıl alacak yönünden yaptığı itirazın iptali ile takibe aynen devamına, faiz yönünden yapmış olduğu itirazın 6.545,11 TL’lik kısmının iptali ile takibin 5.945,38 TL’lik kısmı için devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının Davalı … yönünde açtığı davanın reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, birleşen 2010/565 E. sayılı dava dosyasında davacının … aleyhine açtığı davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili, davalı … vekili tarafından katılma yoluyla, davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Hükmü temyiz eden bir kısım davalılar …, … ve … vekili tarafından Harçlar Kanunu’na göre nispi temyiz harcı yatırılması gerekirken maktu temyiz harcı yatırılması nedeniyle eksik harcın tamamlanması için mahkemece davalılar vekiline HUMK’nın 434/3 maddesine uygun muhtıranın 01.04.2013 tarihinde tebliğ edildiği, ancak eksik harcın 7 günlük kesin sürede yatırılmadığı görülmüştür.
HUMK’nın 434/3 maddesi uyarınca çıkarılan muhtıra tebliğine rağmen temyiz harç ve giderlerinin yatırılmaması halinde kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilir. Bu konuda mahkemece 02/05/2013 tarihli ek karar ile davalılar …, … ve … vekilinin temyiz harcını süresinde yatırmadığı gerekçesiyle davalı … yönünden kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiş olup, davalılar … ve … hakkında bir karar verilmemiştir. Mahkemece bu konuda bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün ve 1989/3 esas 1990/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunca kararı uyarınca doğrudan doğruya Yargıtayca da karar verilebileceğinden anılan sebeplerle davalılar … ve … vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- HMK m. 297/2 hükmüne göre, “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” Mahkemece hükümde (… ve …’nun asıl alacak yönünden yaptığı itirazın iptali ile takibe aynen devamına, faiz yönünden yapmış oldukları itirazın 2.186,19 TL’lik kısmın iptali ile takibin 5.945,38 TL lik kısmı için devamına, …’in asıl alacak yönünden yaptığı itirazın iptali ile takibe aynen devamına, faiz yönünden yapmış olduğu itirazın 6.545,11 TL’lik kısmın iptali ile takibin 5.945,38 TL’ lik kısmı için devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine) denilmiş olup, bu durum yukarıda belirtilen HMK m.297/2 hükmüne aykırılık teşkil etmekte ve infazde tereddüt yaratacak nitelikte olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekili ile davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harçların istek halinde iadesine, 19.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.