YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24980
KARAR NO : 2013/14875
KARAR TARİHİ : 01.07.2013
……
Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, davalının, 506 sayılı Yasaya tabi çalışmaları nedeniyle 01.12.1999 tarihinden itibaren 3957 gün üzerinden yaşlılık aylığı almasına rağmen, 26.06.1982 tarihinde vefat etmiş babası üzerinden de kurum cevabına göre 01.12.1999 tarihi itibariyle ölüm aylığı aldığı, bu gerekçe ile 03.05.2006 tarihinde Kurumca yapılan işlemle davacının babasından bağlanan ölüm aylığının kesilerek,01.12.1999-01.05.2006 tarihleri arasında davalıya yapılan ödemelerin iadesi istenmiştir.
Mahkemece, 1479 sayılı Bağ-Kur 45’inci maddesi uyarınca ölüm aylığı bağlanan davalıya, kız çocuklarına bağlanan ölüm aylığının kesilme koşullarını düzenleyen aynı yasanın 46’ıncı maddesinde sosyal sigorta veya emekli sandığında gelir veya aylık alması halinde bağlanan ölüm aylığının kesileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddedildiği anlaşılmakta ise de, bu kararın eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Öncelikle, davaya konu uyuşmazlığın çözümü yönünde, kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kuralların incelenmesi gerekmektedir. Kanunlar, metinlerinde belirtilen tarihte yürürlüğe girer ve buna bağlı olarak hukuksal sonuçlarını yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için doğurmaya başlar. Kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkileyip etkilemeyecekleri, yani, geçmişe etkili olup olmadıkları ile ilgili mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide ./…
-2-
kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre, gerek Özel Hukuk ve gerekse Kamu Hukuku alanında, kural olarak her Kanun, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır; o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Hukuk güvenliği bunu gerektirir…..
Bu güvenliğin sağlanabilmesi, her şeyden önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin de uymasına bağlıdır. “Kanunları uygulama durumunda bulunanların da, başta mahkemeler olmak üzere, onları geriye yürür sonuçlar doğuracak yolda yorumlamamakla yükümlüdür. …..
Davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanunun “Eş ve Çocuklara, Ana ve Babaya Tahsis Yapılması” başlığını taşıyan 45’inci maddesinin 2229 sayılı Kanunla değişik ilk fıkrasının (c) bendinde; sigortalının geçimini sağlayacak başka geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun bekâr kız çocuklarına ölüm sigortasından aylık bağlanacağı, anılan Kanunun “Ölüm Aylığının Kesilmesi” başlığını taşıyan 46’ncı maddesinin ikinci fıkrasında ise; bağlanan ölüm aylığının ancak sigortalının kız çocuğunun evlenmesi halinde kesileceği belirtilmiştir.
Bu arada, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı KHK ile; 1479 sayılı Kanunun 45 ve 46’ncı maddeleri değiştirilerek, sigortalının bekâr kız çocuklarına bir sosyal güvenlik Kanunu kapsamında çalışmamaları veya bu Kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almamaları şartıyla ölüm aylığı bağlanabileceği ve bağlanan aylığın ancak evlenmeleri ya da bir sosyal güvenlik Kanunu kapsamında çalışmaya başlamaları halinde kesileceği kabul edilmiş, anılan KHK Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilerek, 08.08.2001 tarihinde yürürlükten kalkmış, ancak bu defa 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunla düzenleme aynen korunmuştur.
Somut olaya anılan yasal değişiklik ve düzenlemeler çerçevesinde bakıldığında; davalının babasının 1982 yılında vefat ettiği ve Mahkemece bu tarih itibari ile aylık bağlanma şartlarının değerlendirilmesi gerekmesine rağmen, davalının, babasının ölüm tarihinde geçimini sağlayacak başka bir geliri ve bu kapsamda çalışmalarının,yine aylığının kesilme sebebi olarak evlenme olgusunun varlığı araştırılmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde yapılacak araştırma sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
../…
-3-
O hâlde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
…..