Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/816 E. 2013/14807 K. 01.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/816
KARAR NO : 2013/14807
KARAR TARİHİ : 01.07.2013

……

Dava, 27.01.1981-31.12.1981 ve 22.03.1985-02.08.2003 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanuna tabi ile sigortalı olduğunun tespiti ve 01.05.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisi istemine ilişkindir.

Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1-1479 sayılı Kanunun 26. maddesinde “Sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz. …” hükmü öngörülmüş olup sigortalı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü meydana getirmektedir. Kişilerin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü, yenilik doğurucu ve iradi bir durum değil, Kanun gereği kendiliğinden oluşan statüyü belirlemekten ibarettir. Dolayısıyla, …..307. maddesi kapsamında feragat olanaksızdır ve açıklanan sigortalılığın ve sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davadan da vazgeçilemez. Davacı ancak, anılan Kanunun 123. maddesinde düzenlenen hakkını kullanabilir ve ileride yeniden dava açabilme hakkını saklı tutarak, davalının rızası ile davanın takibinden vazgeçebilir veya Kanunun 150. maddesi hükmü gereğince, davayı takip etmeyerek yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucunu elde edebilir.

Bu nedenle; inceleme konusu davada, davacının dava dilekçesindeki 30.05.1981-04.09.1991 tarihleri arasındaki döneme yönelik tespit talebine göre, duruşmadaki beyanı sonucu 01.01.1982-22.03.1985 tarihleri arasındaki döneme
./….
-2-

yönelik talebinden vazgeçilemeyeceği mahkemece davacıya bildirilmeli, feragat beyanının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 123 veya 150. maddelerinde düzenlenen haklardan birinin kullanımı niteliğinde olup olmadığı kendisine sorulmak suretiyle belirlenmeli; beyanın, anılan anlamlarda kullanıldığı saptandığı takdirde, duruma göre, 123 veya 150. maddesinde öngörülen prosedür işletilmeli, aksi durumda ise, elde edilecek sonuca göre dava konusu istem hakkında karar verilmelidir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.

2-Kabule göre de; dava hukukî nitelikçe, davacının…….tâbi zorunlu sigortalılık başlangıç tarihinin 27.01.1981 olduğundan bahisle 27.01.1981-31.12.1981 ve 22.03.1985-02.08.2003 döneminin 1479 sayılı Kanuna tâbi zorunlu sigortalılık süresi olarak tespiti istemine ilişkindir.

2654 sayılı Kanunun 13. maddesi ile 1479 sayılı Kanuna eklenen ek geçici 13. maddenin 1.fıkrası hükmüne göre; 1479 sayılı Kanun ve aynı Kanunda değişiklik yapan Kanunlar kapsamında sigortalılık niteliği taşıdıkları hâlde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların her türlü hak ve mükellefiyetleri, 2654 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 20.04.1982 tarihinde başlayacaktır. Bu yönde; 20.04.1982 tarihi öncesine ilişkin olarak 1479 sayılı Kanunda 506 sayılı Kanunun 79/10 maddesine koşut geçmiş sigortalı hizmetin tespitine yönelik bir düzenleme de mevcut bulunmamaktadır.

Somut olayda, uyuşmazlık konusu 27.01.1981-31.12.1981 döneminde 27.01.1981-29.05.1981 tarihleri arasında vergi kaydı bulunan, sonrasında 05.09.1991-18.10.2007 tarihleri arasında vergi kaydı bulunan davacının; önce 18.12.1996 tarihli giriş bildirgesi ile 20.04.1982 tarihinden itibaren tescil edildiği, sonrasında vergi kaydına dayalı olarak tescil tarihinin 05.09.1991 tarihine çekildiği ve Kurumca 05.09.1991-18.10.2007 tarihleri arasında sigortalı kabul edildiği, ihtilaf konusu olan 22.03.1985-05.09.1991 tarihleri arasına yönelik davacının vergi, oda ve esnaf sicil kaydının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca, mahkemece öncelikle, anılan ek geçici 13. maddenin 2 ve devamındaki fıkralarında; sigortalı olarak kayıt ve tescili bulunmak kaydıyla vergi dairesine bağlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalılara belgeledikleri süreyi borçlanma hakkı tanınmış olduğu gözetilerek, davacının bu borçlanma hakkından yararlanmak üzere, 1479 sayılı Kanuna önce 2654 sayılı Kanunla eklenen ek geçici 13. madde de, sonra 3165 sayılı Kanunla eklenen ek geçici 16. maddede öngörülen yasal süre içerisinde Kurumdan istemi olup olmadığı
../….
-3-

yada bu yönde istemi bulunmasa dahi, belirtilen yasal süreler içerisinde, uyuşmazlık konusu döneme ilişkin olarak, borçlanma iradesi yerine geçtiğinin kabulünü gerektirecek biçimde prim ödemesinde bulunup bulunmadığı, yeterince ve gereğince araştırılıp, ihtilaf konusu olan 27.01.1981-31.12.1981 tarihleri arasındaki döneme yönelik sigortalılık şartlarının varlığı irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.

22.03.1985-02.08.2003 tarihleri arasındaki döneme yönelik tespit talebi yönünden ise, öncelikle, Kurumca davacının 05.09.1991 tarihinden itibaren sigortalı olarak kabul edilmesi nedeni ile davacının 05.09.1991-02.08.2003 tarihleri arasındaki döneme yönelik dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gözetilmeli, 22.03.1985-05.09.1991 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise, 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile değişik 1479 sayılı Kanun’un 24. maddesi hükümlerine göre, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gerçek ve götürü usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan” gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da ….. veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.

Yukarıda açıklanan tüm bu Kanunlarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ……sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır.

Davacının, ihtilaf konusu dönemde vergi, oda ve esnaf sicil memurluğu kaydının olmaması nedeni ile zorunlu sigortalılık şartlarının bulunmadığı belirgin ise de, 1479 sayılı Kanunun 79. ve…… maddelerine göre, isteğe bağlı …… sigortalısı olmak için Kuruma yazılı başvuru ya da isteğe bağlı sigortalı olma iradesini ortaya koyacak şekilde Kuruma prim ödemesinin varlığı koşul olup, davacının 1997 yılı ve sonrasında af kapsamında geçmişe yönelik prim ödemelerinin varlığı karşısında, anılan ödemelerin, ihtilaf konusu olan ihtilaf konusu olan 22.03.1985-05.09.1991 tarihleri arasındaki dönemi kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, Medeni Kanunun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralları çerçevesinde, Kurumun geçmişe yönelik prim borçlarını tahsil edip uzun süre nemalandırmasından sonra, anılan döneme yönelik sigortalılığın iptalinin iyiniyetle bağdaşmayacağı gözetilerek, geçmişe yönelik prim ödemelerinin kapsadığı
…/….
-4-

sürenin isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak kabulü gerektiği gözden uzak tutulmamalı, varılacak sonuca göre, yaşlılık aylığı tahsisi şartları değerlendirilerek, süre yönünden tahsis şartlarının varlığı halinde, tahsiste esas alınan sigortalılık sürelerine yönelik prim borcunun varlığı araştırılarak, bulunması halinde usul ekonomisi gözetilerek, davacıya ödemesi için makul süre verilerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

….