Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2010/6318 E. 2011/336 K. 25.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6318
KARAR NO : 2011/336
KARAR TARİHİ : 25.01.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil

… ile …aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kurşunlu Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 28.01.2010 gün ve 10/31 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR

Davacı …, dava konusu 136 ada 136 parselin annesi Gürcü’den kendisine kaldığını, davalının bu parselle ilgisinin olmadığını, tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … …, 136 ada 136 parselin Kurşunlu Kadastro Mahkemesinin 2006/335 Esas 2008/352 Karar sayılı ilamıyla hükmen iktisap ettiğini, davacının eşi …’nin keşif sırasında yaptığı sulh anlaşmasıyla bu taşınmazı kendisine bıraktığını, kendisinin de diğer taşınmazlardan feragat ettiğini, ortada kesin bir hüküm bulunduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuş ve her türlü delile dayanmıştır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … …tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 136 ada 136 parsel kadastro çalışmaları sırasında davacının eşi … Er adına tespit görmüş, davalı … …Kadastro Mahkemesinde açtığı davayla tespite itiraz etmiş, Kurşunlu Kadastro Mahkemesinde görülen 2006/335 Esas, 2008/352 Karar sayılı ilamla davalı …’nin kabul beyanı neticesinde bu parsel davacı … …adına tapuya tescil edilmiştir. Eldeki davayı …’in eşi … taşınmazın annesi…’den kaldığını iddia ederek açmıştır.
Davalı … …, kesin hüküm itirazında bulunmuştur. HUMK.nun 237.maddesine göre; kesin hükümden söz edilebilmesi için davanın taraflarının, konusunun ve hukuki sebebinin aynı olması gerekir. Oysa, eldeki dava bakımından davanın tarafları farklıdır. Davacı ayrıca taşınmazın annesinden kaldığını bildirmiştir. Bu bakımdan intikal sebebi de farklıdır. Dolayısıyla kesin hükümden söz edilemez. O halde yapılacak iş, davanın taraflarının delilleri toplanıp değerlendirilmesi sonucu hüküm vermek olmalıdır. Eksik incelemeyle karar verilemez.
Dava Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, basit yargılama usulüne tabidir. Dolayısıyla tarafların HUMK.nun 509. maddesine göre davet edilmeleri ve delillerini bildirmeleri, kendilerinden istenmesi gerekir. Davacıya çıkarılan tebligatta bu konuda açıklık bulunmamaktadır. Davacı dava dilekçesinde zilyetlik şahitlerinin bulunduğunu bildirmiştir. Mahkemece mahallinde 26.10.2009 tarihinde yapılan keşifte sadece dinlenen bir mahalli bilirkişinin beyanıyla davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava kadastrodan önceki mirasen intikal ve zilyetlik hukuki sebebine dayanılarak açıldığına göre bu tür bir iddianın zilyetlik şahitlerinin beyanlarıyla ispatlanması gerekir. Mahalli bilirkişinin taşınmazın mevkii, hudutları, niteliği gibi hususlarda bilgilerine başvurulmakla beraber zilyetlik şahitlerinin ifadelerini tamamlayıcı nitelikte tarafların durumuyla ilgili de beyanlarına başvurulabilir. Tek başına mahalli bilirkişinin beyanıyla taşınmazın kimden kime nasıl intikal ettiği, zilyetliğin başlangıcı ve sürdürülüş biçimi ve süresi ispatlanamaz. Mahkemece dinlenen bir mahalli bilirkişinin beyanıyla davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemece, usulüne uygun olarak çıkarılmış davetiye ile taraflara delillerini bildirmeleri ihtar edilmediği gibi davacı ve davalıya zilyetlik şahitlerini bildirmeleri hususunda mehil verilmemiştir. Davacının ilk celse “…Delillerini bildirmek üzere süre talep ediyorum…” şeklindeki beyanı üzerine mahkemece “…Davacıya talebi doğrultusunda önümüzdeki celseye kadar süre verilmesine…” şeklinde ara kararı verilmiştir. Bu ara kararı anlaşılabilir nitelikte ve açık değildir. Mahkemece verilecek ara kararlarında hükümlerde olduğu gibi taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. HUMK.nun 511/2.maddesine göre; delillerinin ikmali daima mahkemece emrolunabilir.
Mahkemece yapılacak iş: Davacıya dava dilekçesinde dayandığı şahitlerin isimlerini bildirmesi için açık bir biçimde verilecek ara kararıyla mehil verilmesi, keza bu konuda davalıya da cevap dilekçesinde bildirdiği Kurşunlu Kadastro Mahkemesinin 2006/335 Esas sayılı dosyası dışında dayandığı her türlü delilin nelerden ibaret olduğunu açıklaması, varsa şahitlerini bildirmesinin istenmesi gerekir. Bilahare deliller toplandıktan sonra mahallinde keşif yapılması, şahitlerin keşif mahallinde hazır olmaları için HUMK.nun 258 ve 259. maddelerine göre davet olunması, dinlenen şahit beyanları ve toplanan tüm delillerle, davalının dayandığı Kadastro Mahkemesi dosyası ve bu dosya üzerinden verilen karar birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek olmalıdır. Eksik incelemeyle karar verilemez.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.