Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/11624 E. 2019/15595 K. 11.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/11624
KARAR NO : 2019/15595
KARAR TARİHİ : 11.09.2019

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01/05/2001-05/09/2013 tarihleri arasında davalıya ait…Otelde en son olarak aşçı başı olarak net 4.500,00 TL. maaşla çalıştığını, 05/09/2013 tarihinde davalının gerçek olmadığı halde müvekkilinin iş yerinde dedikodu yaptığından bahisle, müvekkiline ve ailesine küfürler ederek ve müvekkilini darp ve tehdit ederek iş yerinden kovduğunu, davacının bu olaydan sonra Manavgat Devlet Hastanesi’ ne ve Selimiye İlçe Jandarma Komutanlığı’na başvurduğunu, her ne kadar hastaneden rapor verilmediyse de, daha sonra tekrar hastaneye gidildiğinde vücutta dermatit tespit edildiğini, müvekkilinin 3600 gün prim ve 15 yıl çalışma şartlarını yerine getirmiş olmasına rağmen, işverenine bağlılığı nedeniyle çalışmaya devam ettiğini, davalının müvekkiline sürekli olarak ibraname imzalaması için de baskı yaptığını, davalı işveren tarafından davacıya gönderilen ihtarname ile işverenin iş akdini kendisin fesih ettiğini, kabul ettiğini, ancak bu beyanla çelişir şekilde davacının 3 gün üst üste işe gelmediğini söylediğini, davalının savunma istemiş gibi tutanak düzenlediğini, tutanakta imzası bulunan 2 şahsın neyi imzaladıkları konusunda yanıltıldıklarını, davalı işverenin jandarmada tanık olarak dinlettiği 3 kişinin mutfak görevlisi olmadığını ancak olayın mutfakta yaşandığını, müvekkilinin günde 12 saat mesai yaparak çalıştığını, davacının 2013 yılına kadar hiç haftalık izin kullanmadığını, 2013 yılında ise 8 gün kullandığını, müvekkilinin 2006 yılından itibaren yaz-kış çalıştığını ve hiç yıllık izin kullanmadığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığını, müvekkilinin davalıya ihtarname göndererek alacaklarını talep ettiğini ancak davalının ödeme yapmadığını iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının maaşının 4.500,00 TL olmadığını, bordrolarda göründüğü şekilde sezonda 3.150,00 TL. sezon dışında ise 1.500,00 TL. olduğunu, delil listesindeki maaş belgesinde yazan rakamın net değil brüt olduğunu, davacının yıllarca müvekkili yanında çalıştığını, davacının bankalardan kullandığı kredi nedeniyle borç batağına düştüğünü, otelin sezon sonu kapanacağını duyunca kendisini işten attırmaya çalıştığını, davacının 05/09/2013 tarihinde müvekkiline ve ailesine küfür ettiğini, daha sonra davacının karakola giderek davalıyı şikayet ettiğini, davacının olmayan bir olayı raporlamaya çalıştığını ancak hastanenin davacıya rapor vermediğini, davacının bir tanıdığının bulunduğu 70 km ötedeki hastaneye giderek rapor almaya çalıştığını ve yine alamadığını, deri iltihaplanmasının darpla bir ilgisi bulunmadığını, Bölge Çalışma Müdürlüğü raporunun davacının aleyhine olduğunu ve evrakın ekte sunulduğunu, davacıya cevaben 10/09/2013 tarihinde noter aracılığı ile ihtarname gönderildiğini, İş Kanunu’nun 26/2 maddesi gereği tazminat hakkını saklı tuttuklarını, davalı işyerinde personelin mutfağa girmesinin yasak olmadığını, davacının bunu tanıkların ifadelerini geçersiz saymak için söylediğini, davacının 12 saat günlük çalışma iddiası ile ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve yıllık izin alacaklarını almadığı iddiasının gerçek olmadığını, davacının var ise yapmış olduğu fazla mesailerin, yine var ise çalıştığı hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ve kullanmadığı izinlerin ücretlerinin hesap pusulalarına yansıtılarak ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Davalı delil listesinde tanık deliline dayanmış, bir kısım davalı tanıkları dinlenilmiştir.
Davalı tanığı Sakine’nin adresine yapılan tebligata rağmen duruşmaya gelmemesi üzerine zorla getirilmesine karar verildiği, zorla getirme kararında adı geçen tanığın yeni adresinin Ankara ili olduğunun bildirildiği, bunun üzerine davalı vekilinin Ankara adresine tanık için talimat yazılmasını talep ettiği celsede; ancak tanığı gösteren tarafın kesin süreye rağmen adres bildirmemesi veya ikinci defa bildirilen adresin de doğru çıkmaması halinde uygulama imkanı bulunan HMK’nın 240/3. maddesine istinaden mahkemenin tanığın dinlenilmesinden vazgeçtiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Yukarıda da açıklandığı üzere HMK’nın 240/3. maddesindeki şartlar bulunmadığı halde bu maddeye istinaden tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmesi ve adı geçen tanık dinlenilmeksizin yargılamaya devam olunup karar verilmesi savunma hakkının ihlali niteliğinde olup kararın salt bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11/09/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.