Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/7704 E. 2013/10489 K. 11.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7704
KARAR NO : 2013/10489
KARAR TARİHİ : 11.07.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.07.2011 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 05.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, suya vaki müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir.
Davacı …, kadimden beri yararlandıkları dava konusu sulama suyunun, davalı … başkanlığının içme suyuna dahil etmek amacıyla Kurudere ve Denizcik Kaptajına müdahale ettiğini belirterek davalı belediyenin suya elatmasının önlenmesini istemiştir.
Davalı …, dava konusu su kaynağının içme suyu olarak belediyeye tahsis edildiğini, davacı kooperatif ile il özel idaresi arasında yapılan sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre dava konusu Denizcik su kayanağına ilişkin tahsis kararının bulunduğunun anlaşılmasına göre davacının Denizcik Su kaynağına ilişkin tüm temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.
2- Davacının Kurudere Kaptajına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Türk Medeni Kanununun 756. Maddesine göre; Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabileceği belirtilmiştir.
Gerçek kaynağın suyu bir akiferden gelir. Su çıkışı bir noktadan veya bir alandan olabilir. Bu alana kaynak alanı denir. Kaynak, yer altı suyunun doğal olarak yeryüzüne çıkması halidir.
Kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular yararlanabilir.
Uygulamada kaynak; “yer altı suyunun üst düzeyinin yer yüzeyini kestiği yer” olarak tanımlanmaktadır. Yer altı suyu doğal yoldan yeryüzüne çıkmamış, drenaj vs. yollarla çıkarılmış ise, kaynak olarak değil, drenaj veya kuyu vs. isimlerle anılır. Bu şekilde insan eliyle çıkarılan sular, yer altı suyu olarak kabul edilir.
Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz (TMK.md.756/3).
Arazisinde faydalı ihtiyaçları için yeter miktarda su bulunmayan veya bu suyu elde etmesi fahiş masrafı icabettiren bir kimsenin, komşu arazideki yeraltı suyundan istifade şartları 20. maddede sözü geçen tüzükte belirtilir (167 Sayılı Yer Altı Suları Kanunu 1-6. madde).
Somut olayda; mahkemece mahalinde suların en az olduğu dönemde jeoloji bilirkişi marifetiyle keşif yapılmamış, dava konusu Kurudere Kaptajının debisi ölçülmemiş, 12.09.2003 tarihli Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün tahsis kararının Kurudere Kaptajını kapsayıp kapsamadığı da tespit edilmemiştir.
Bu durumda mahkemece, suların en az olduğu dönemde fen, ziraat bilirkişi ve jeoloji mühendisinin bulunduğu bilirkişi heyetiyle keşif yapılarak, dava konusu Kurudere Kaptajının dosya içerisinde bulunan 12.09.2003 tarihli tahsis kararı kapsamında kalıp kalmadığı tespit edilmeli, bu tahsis kararı kapsamında kaldığının anlaşılması durumunda davanın reddine karar verilmeli, tahsis kararı dışında kaldığının anlaşılması durumunda, suyun debisi ölçülmeli, niteliği tespit edilmeli, tarafların ihtiyaçları belirlenmeli, dava konusu Kurudere Kaptajından başka tarafların yararlanabileceği su kaynakları varsa onların da incelemesi yapılarak içme suyunun önceliği de gözetilerek gerekirse su rejimi kurulmaldır.
Değinilen yönler gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 11.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.