Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/11030 E. 2013/13784 K. 18.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11030
KARAR NO : 2013/13784
KARAR TARİHİ : 18.06.2013

…….

Davacı, öncelikle muris kocanın emeklilik aylığının iptali ve ödenen aylıkların iadesi istemli kurum işleminin iptali ile 01.01.2010 tarihinden itibaren kendisine ölüm aylığı bağlanarak yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, bozmaya uyularak, yazılı biçimde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davacı avukatı ile davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Davanın istek gibi kabulüne dair önceki karar, Dairemizin hükmüne uyulan 25.10.2011 gün 2011/8548-14610 sayılı ilamı ile; “Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Yasanın 45. maddesi olup, 12.11.2009 tarihinde vefat eden muris kocanın 01.01.1972-30.10.2000 arası çerçeve ve ara dönemlerde toplam 6789 gün 1479 Sayılı Yasa kapsamında zorunlu ……hizmetinin bulunduğu, 30.10.2000 tarihli tahsis talebi üzerine …….. tarafından bildirilen 506 Sayılı Yasa kapsamındaki 2348 gün sigortalılık süresi de dikkate alınarak murise toplam 9137 gün üzerinden 01.11.2000 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanıp ölüm tarihine kadar 32.293,32 TL ödemede bulunulduğu, davacı sağ eşin 14.12.2009 tarihli ölüm aylığı tahsis talebinin; murisin bir kısım zorunlu….. sigortalılığı ile isteğe bağlı … sigortalılığının çakışması nedeniyle murise bağlanan aylığın iptal edildiği belirtilerek, yersiz ödemelerin iadesi şartı ile davacıya aylık bağlanabileceğinin bildirildiği, gerçekten de …. bildirimine konu 01.12.1987-31.01.1991 dönemine ilişkin 1140 gün isteğe bağlı … sigortalılığının, 12.02.1984-28.12.1989 dönemindeki zorunlu…. sigortalılığı ile çakıştığı ve isteğe bağlı … sigortalılık süresinin 01.01.1990-31.01.1991 dönemi ile sınırlandırılıp toplam …… sigortalılığının 1231 gün olarak belirlendiği, dolayısıyla toplam sürenin 8020 güne düşmesi nedeniyle de murise bağlanan yaşlılık aylığının baştan itibaren iptal edildiği anlaşılmaktadır.

Mahkeme, karar gerekçesinde; muris sigortalının iyi niyetli olup aksinin kanıtlanmadığını ve aylıkların tüketilmesi nedeniyle Borçlar Kanununun 63.

./…
-2-

maddesine göre iade yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı sağ eş yönünden ise ölüm aylığı şartlarının gerçekleştiğini gerekçe göstererek, yersiz ödemelerin iadesine ilişkin kurum işleminin iptaline, davacı sağ eşe 01.01.2010 tarihi itibariyle ölüm aylığı bağlanması ve yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitine karar vermiştir.

5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermektedir.

5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.

Belirtilen nedenlerle; 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.

Somut olayda, Borçlar Kanununun 63. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Davacının, aylıktan kaynaklanan yersiz ödemeleri iade yükümünün 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmü uyarınca belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Kuşkusuz, bu belirleme yapılırken, muris kocanın ihtilafsız olan prim gün sayısı ile yaş durumu birlikte değerlendirilip, 1479 Sayılı Yasanın Geçici 10. maddesi kapsamında asgari tahsis koşullarına göre bağlanabilecek aylık tarihi tespit edilip hak edilen ve iadesi gereken aylık tutarlarının bu çerçevede tespiti ile tarafların hak ve borçlarının buna göre değerlendirilmesi gereği gözetilmelidir. Diğer yandan, davacı eş lehine ölüm aylığı tahsis koşullarının gerçekleşmiş bulunması karşısında, davacı sağ eşe ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine dair mahkeme hükmünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.” gerekçesiyle bozulmuştur.
../…
-3-

Bozmaya uyulduğuna göre, mahkemece, bozma gerekçesine uygun olarak yargılama yapma ve hüküm tesis etme zorunluluğu doğar. Hal böyle iken; Kurum cevabi yazısında; ölüm tarihine kadar murisin toplam 8369 gün prim ödemesinin olduğu ve 01.08.2002 tarihi itibariyle asgari şartlara göre yaşlılık aylığına hak kazandığının belirtilmesine rağmen, çelişki giderilmeksizin, aynı yöndeki rapora göre 10.09.1948 doğumlu muris kocanın 56 yaşını ikmal ettiği 10.09.2004 tarihi itibariyle aylığa hak kazandığı kabul edilip 01.11.2000-30.09.2004 arası murise yersiz olarak ödenen 27.963 TL aylığın iadesine, 4.330,32 TL yönünden ise iade yükümlülüğünün bulunmadığının tespitine hükmedilmesi, aylıktan kaynaklanan yersiz ödemeleri iade yükümlülüğünün 5510 sayılı Yasanın 96. maddesinin (a) ve (b) bentleri kapsamında irdelenip hangi bent kapsamında değerlendirileceği belirlenmeksizin yukarıdaki tutarlar yönünden kısmen iadeye hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Kabule göre de; bozma öncesi ilk kararda ölüm aylıklarının davacıya yasal faiziyle ödenmesine hükmedilmesine ve talebin de bu yönde olup, ölüm aylığına ilişkin önceki hükmün bozma dışı bırakılmasına rağmen, bozma sonrası tesis edilen kararda faize ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur.

O halde; davacı avukatı ile davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18.06.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.

………