Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/11084 E. 2013/13936 K. 20.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11084
KARAR NO : 2013/13936
KARAR TARİHİ : 20.06.2013

…….

Dava, 5510 sayılı Kanun’un Geçici m.24 uyarınca prim borçlarının yapılandırılmasına ilişkin hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm, davalı Kurum vekili tarafından yasal süresi içinde temyiz edilmiştir. Düzenlenen rapor ve dosya incelendikten sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Evvelce, davacı tarafından, davalı Kurum aleyhine 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık sürelerinin tespiti talebiyle dava açılmıştır. Bu dava derdest iken, 5510 sayılı Kanun hükümleri yürürlüğe girmiştir. Bunun üzerine davacı, davalı Kuruma, yasal süresi içinde başvurmuş; henüz sigortalılık süreleri tespit edilmediği halde, 5510 sayılı Kanun’un Geçici m.24 hükümlerinden yararlandırılmasını ve prim borçlarının yapılandırılmasını talep etmiştir. Davalı Kurum ise, 5510 sayılı Kanunun yapılandırmaya ilişkin hükümlerinden yararlanılabilmesi için mevcut davadan vazgeçilmesi gerektiğini belirterek, davacının talebini reddetmiştir. Bilahare, davacının, 2926 sigortalılığının tespitine dair ilk davada sigortalılık sürelerinin tespitine karar verilmiş; karar, Yargıtay 10. H.D tarafından onananarak kesinleşmiş, bunun üzerine, davacı tarafından 5510 sayılı Kanun’un Geçici m.24’ün yapılandırmaya ilişkin hükümlerinden yararlandırılması talebiyle, bu dava açılmıştır.

Somut olayda; davacının, 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık süreleri, mahkeme kararıyla tespit edilmiştir. Sigortalılık sürelerinin tespiti hakkındaki davanın derdest olduğu safhada, henüz tespit edilmiş bir sigortalılık süresi ve tahakkuk etmiş prim borcu bulunmadığından, davacının 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlandırılması talebine olumsuz cevap verilmesi, fiili imkansızlıktan
./..
-2-

olmuştur. Davalı Kurum’un, olumlu cevap vermesinin mümkün olmadığı dönemde, talep üzerine fiili imkansızlık nedeniyle ret cevabı verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Öte yandan, Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde; avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade etmekte olduğuna ilişkin hükmü ile, işbu davanın açıklanan mahiyeti, davacı vekilinin harcadığı emek ve mesai ile, hak ve nesafet ilkeleri nazara alındığında, dilekçe yazım ücretine takdir edilmesi gerekirken, fazla vekalet ücreti tayini, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m.438 uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.

SONUÇ: Hüküm fıkrasında yer alan “1.320 TL vekalet ücretinin” ibaresinin silinerek, yerine, “245 TL dilekçe yazım ücreti” ibaresinen yazılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

………