Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/12100 E. 2012/16776 K. 04.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12100
KARAR NO : 2012/16776
KARAR TARİHİ : 04.07.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 500,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve masraflarla birlikte davalı taraftan istirdatı istenilmiştir. Mahkemece davanın görevsizlik nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dava dilekçesinde; davacının, … İlçesi … mevkiinde bulunan 115 ada 19 parsel sayılı yerdeki bağımsız villalardan birinde tapuya şerh edilen devremülk sözleşmesiyle hak sahibi olduğu, halen burada yaşamaya devam ettiği, davalı şirketin ise önceki malikin iflas etmesi nedeniyle mülkiyet hakkını ihale ile aldığı, eski yönetim tarafından 2010 yılı için aidat bedelleri aylık 200 Euro olarak belirlenmesine rağmen yeni yönetim tarafından 2010 yılı için 11.149,45 TL aidat bedeli tespit edildiği ve müzayaka altında kalan davacının bu bedeli ödemek zorunda kaldığı ileri sürülerek davacıdan haksız olarak tahsil edilen şimdilik 500,00 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.Mahkemece; tapuya mülk kullanım sözleşmesi adı altında şerh edilen sözleşmenin devre tatil sözleşmesi niteliğinde olduğu, devre tatil sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta ise 4077 sayılı Kanunun 6/B ve 23.maddeleri uyarınca tüketici mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. 4077 sayılı Kanunun 6/B maddesinde devre tatil sözleşmesi; en az üç yıl süre için yapılan ve bu süre zarfında yıl içinde belirli veya belirlenebilecek ve bir haftadan az olmayacak bir dönem için bir veya daha fazla taşınmazın kullanım hakkının devri veya devri taahhüdünü içeren sözleşme olarak tanımlanmıştır. Yani devre tatil sözleşmesinde devre tatil sahibi yaptığı sözleşme çerçevesinde yılın belirli bir dönem veya dönemlerinde tesislerden yararlanma hakkını elde etmektedir. Davaya konu 16/04/1999 tarihli sözleşme ise “Doksandokuz Yıllık Mülk Kullanım Sözleşmesi” başlığı altında düzenlenmiş olup, sözleşmeye konu dairenin kullanım hakkı 99 yıllığına kiracıya devredilmiştir. Sözleşme ile devre mülk sözleşmelerinde olduğu gibi hak sahibine ayni bir hak verilmemiş, sadece kullanım hakkı tapuya şerh edilmiştir. Yine yukarıda açıklandığı üzere sözleşme konusu dairenin yılın belli ya da belirlenebilir devrelerinde değil 99 yıllığına sürekli olarak kullanım hakkı kiralanmıştır. Sözleşmenin açıklanan bu niteliği uyarınca devre tatil sözleşmesi olmayıp, tapuya şerh edilen kira sözleşmesi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan bu niteliği uyarınca da davaya bakma görevi tüketici mahkemesine değil, davanın miktarı uyarınca sulh hukuk mahkemesine aittir.O halde; yukarıdaki açıklamalar uyarınca Mahkemece davanın esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmiş olması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.