Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/5412 E. 2013/10394 K. 09.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5412
KARAR NO : 2013/10394
KARAR TARİHİ : 09.07.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 22.05.2012 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 09.07.2013 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı şirket vekili Av. … ile karşı taraftan davacılar vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, önalım hakkına dayalı olarak dava konusu 608 ada 54 parselde 3/16 payın ve 608 ada 70 parselde 1 ila 42 no’lu bağımsız bölümlerde 3/16 payların tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.
Davalı şirket davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- 6100 sayılı HMK’nın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297/2. maddesi gereğince; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” Bu hükümde Kanunun amacı hükmün infazını kolaylaştırmak, tarafların yeni bazı çekişmeler içine düşmelerini engellemektir.
Somut olayda mahkemece, davanın kabulü ile bilirkişi raporuna atıf yapılarak tapu iptali ve tescile karar verilmiş ise de, hüküm sonucunda taşınmazların ada ve parsel numaralarının, iptal edilen davalı şirket payı ile davacılar adına tesciline karar verilen payların açıkça gösterilmemiş olması doğru görülmemiş ise de bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı nedenle temyiz itirazının kabulü ile hüküm sonucunda “Davacının davasının kabulü ile” kelimelerinden sonra gelen, “Bilirkişi raporunda belirtilen oranlar üzerinden dava konusu taşınmazlardaki davalı şirket adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına eşit olarak tapuya tesciline, bilirkişi raporunun karar ekinden sayılmasına” paragrafının hükümden çıkarılarak yerine, “Dava konusu Şahinbey ilçesi, Karagöz Mahallesi, 608 ada 54 parsel ile 608 ada 70 parselde 1 ila 42 nolu bağımsız bölümlerin tapu kaydında davalı şirket adına kayıtlı 3/16 payın iptali ile davacılar adına eşit şekilde (1/16’şar şekilde) tesciline” cümlesinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 990 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak, davalı şirkete verilmesine, 09.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.