Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/11506 E. 2013/13291 K. 12.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11506
KARAR NO : 2013/13291
KARAR TARİHİ : 12.06.2013

……..
Dava hizmet tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın feragat nedeniyle reddine karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, sigorta başlangıç tarihinin 1.1.1979 olduğunun tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkin olup, davacı asil, 22.3.2013 tarihinde verdiği dilekçe ile davadan feragat ettiğini bildirmiş, Mahkemece, bu dilekçeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesidir.
Anılan Yasanın 6. maddesinde, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” hükmü öngörülmüş olup; sigortalı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü meydana getirmektedir. Kişilerin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü, yenilik doğurucu ve iradi bir durum değil, kanun gereği kendiliğinden oluşan statüyü belirlemekten ibarettir. Dolayısıyla, sosyal güvenlik hakkından HMK. 307. (HUMK. 91.) maddesi kapsamında feragat olanaksızdır ve açılan sigortalılığın ve sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davadan da vazgeçilemez.Davacı ancak, HMK. 123. maddesinde düzenlenen hakkını kullanabilir ve ileride yeniden dava açabilme hakkını saklı tutarak, davalının rızası ile davanın takibinden vazgeçebilir veya HMK. 150. maddesi hükmü gereğince davayı takip etmeyerek yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucunu elde edebilir.
Bu nedenle; inceleme konusu davada mahkemece, duruşma açılarak, davadan feragat edilemeyeceği davacıya bildirilmeli, feragat beyanının HMK. 123 veya 150. maddelerinde düzenlenen haklardan birinin kullanımı niteliğinde olup
./….

-2-

olmadığı kendisine sorulmak suretiyle belirlenmeli, beyanın, anılan anlamlarda kullanıldığı saptandığı takdirde duruma göre 123 veya 150. maddelerde öngörülen prosedür işletilmeli, aksi durumda ise elde edilecek sonuca göre dava konusu istem hakkında karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan ve hükümden sonra ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu belirgin olup, bozulması gerekmektedir.
O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye …’in muhalefetine karşı, Başkan Vekili …, Üyeler …, … ve …’ın oylarıyla ve oyçokluğuyla 12.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

(M)

…….

KARŞI OY

Dava, 5510 sayılı …..Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesinin hükmü delaletiyle 506 sayılı Yasanın 79/10. Maddesi kapsamında hizmet tespit davasıdır.
Davacı, mahkemeye hitaben verdiği dilekçede, davasından feragat ettiğini beyan etmiş, mahkemece de “feragat nedeniyle davanın reddine” karar verilmiştir.
Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, hizmet tespiti davasından vazgeçme (feragat) mümkün olup almadığı, aleyhe bozma yapılıp yapılamayacağı ve sonucuna göre mahkemece yapılacak işlemler yönündedir. Daire çoğunluğu, sosyal güvenlik hakkından feragatin olanaksız olduğu, ancak, davalının rızası ile davanın takibinden vazgeçilebileceği görüşündedir.
T.C. Anayasasının 60. Maddesinde, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu kabul edilmiş ve Devletin bu güvenliği sağlayacak tedbirleri alması öngörülmüştür. Kişiye sıkı sıkıya bağlı olan bu temel güvenlik hakkından 506 sayılı yasa 6. Maddeye göre, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. Başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.”
Feragat, HUMK’nda 91. Maddede, yeni HMK’nda ise 307. Maddede düzenlenmiştir. Kural olarak her davadan feragat edilebilir. Hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi, açmış olduğu davayı sonuna kadar takip etmeye zorlanamaz. Dava konusu üzerinde tarafların tasarruf yetkisi bulunmasa bile davacı davasından feragat edebilir. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, sh. 3650).
Bazı hallerde, davacının feragati bir sonuç doğurmaz. Şuyuun giderilmesi davasında olduğu gibi, sosyal güvenlik hakkına ilişkin davalardan da vazgeçme, feragat mümkün değildir. Bu tür davalarda feragat nedeniyle davanın reddine karar verilip temyiz edilmeden kesinleşse bile, yeniden dava açılmasına engel olmadığı Dairemizin yerleşik görüşlerindendir. Ne var ki, hiç kimse açmış olduğu davayı takibe de zorlanamaz.
Daire çoğunluğu, davadan feragat halinde, HMK 123. Madde uyarınca, davalının açık rızası dışında davasını geri alabileceği ya da, 150. Madde uyarınca, dosyanın işlemden kaldırılabileceği ve takipsiz bırakılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilebileceği görüşündedir.
Somut olayda, davalı Kurum, feragate karşı çıkmamış, vekâlet ücretini temyize getirmiştir. Tarafların talep etmediği, üzerinde uyuştukları hüküm dışına çıkarak aleyhe bozma yasağı nedeniyle karar verilemez.
HMK 123. maddede, “Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir” hükmü vardır. Eldeki davada, davalı Kurum, sadece vekâlet ücretini temyize getirip diğer hususları kabul ettiğinden, davanın geri alınmasına rızası vardır. Bu nedenle mahkeme tarafından HMK 150. maddenin

işletilmesine gerek olmadan doğrudan “HMK 123. madde kapsamında davanın geri alınması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmelidir. Davacının davasından feragat veya davasını atiye bırakma gibi beyanları da HMK 123. Madde kapsamında yorumlanmalıdır. Bu durumda, aleyhine dava açılması nedeniyle davalı tarafa vekâlet ücreti de vermek gerekecektir.
Yukarıdaki açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşündeyim.

……