Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/7269 E. 2013/10261 K. 05.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7269
KARAR NO : 2013/10261
KARAR TARİHİ : 05.07.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalılar aleyhine 30.01.2005 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davalı paydaşların tamamının muhdesatların aidiyeti konusunda anlaştıkları ve buna göre dava konusu 112 ada 85 parselde bulunan muhdesatın paydaşlardan …a, 112 ada 86 parselde bulunan muhdesatın Nafiz Akkuş’a ait olduğu anlaşıldığından muhdesat ve arzın değerleri oranlama yapılmak suretiyle dava konusu taşınmazların ortaklığının satış sureti ile giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
2-Borçlu ortağın alacaklısı İcra Mahkemesinden İİK’nın 121. maddesine göre alacağı yetki belgesine dayanarak borçlunun ortağı olduğu taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açabilir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara
(ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Muhdesatın kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde HMK’nın 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmelidir. Bu süre içinde görevli mahkemeye başvurulmadığı takdirde ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir.
Somut olaya gelince, ortaklığın giderilmesi davasında borçlu paydaşı bir yönüyle alacaklının temsil ettiği düşünülürse, taşınmaz üzerindeki muhdesatın borçlu paydaş dışındaki paydaşlara aidiyeti hususunda alacaklı davacının muvafakati bulunmadığı için tüm paydaşların muhdesatın aidiyeti hususunda anlaştıklarından söz edilemez. Bu durumda muhdesatın kendisine ait olduğunu iddia eden paydaşa diğer tüm paydaşları ve borçlu paydaşın payı üzerinde alacağı bulunan takip alacaklısının da hasım gösterilmesi suretiyle muhdesatın aidiyetinin tespiti hakkında dava açmak üzere uygun süre verilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1). bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine; (2). bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırına iadesine 05.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.