Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2010/5773 E. 2011/2735 K. 05.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5773
KARAR NO : 2011/2735
KARAR TARİHİ : 05.05.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile …, dahili davalılar … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Çamardı Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 22.07.2010 gün ve 107/109 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR

Davacı …, ortak miras bırakan Bekir Aydoğan’dan kalan dava konusu 114 ada 9 parselin taksim ile kendisine kaldığını, ancak kadastroca tamamının davalı adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek tapu kaydının ½ oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, taşınmazın ortak miras bırakanından kaldığının ve taksim edildiğinin doğru olduğunu ancak davacının hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, ortak miras bırakandan kaldığı anlaşılan taşınmazın taksim edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle davacının miras payı oranında tapu kaydının iptali ile tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; miras, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi uyarınca açılmış iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Dava konusu 114 ada 9 parsel sayılı taşınmazın tamamı, kadastroca belgesizden 20 yılı aşkın süreden beri zilyet olunduğu belirtilerek davalı adına tespit ve tescil edilmiştir. Dosya arasında bulunan mirasçılık belgesine göre, ortak miras bırakan Bekir Aydoğan, davacı, davalı ve dahili davalıları mirasçı bırakarak 05.11.1984 tarihinde ölmüştür. Uyuşmazlık konusu taşınmazın ortak miras bırakandan kaldığı ve taksime konu edildiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çözüme kavuşturulması gereken husus, taşınmazın taksim sonucu hangi mirasçı ya da mirasçılara kaldığıdır.
Taşınmazın başında yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler İbrahim Aral, Turhan Aral, Hasan Peker ile davalı tanığı Halit Bulduk, öncesi miras bırakan’a ait olan taşınmazın taksime konu edilip edilmediğini bilmediklerini bildirmişler ise de, aynı zamanda tarafların kardeşi olan davacı tanığı … ifadesinde, dava konusu taşınmazın ortak miras bırakan Bekir’in ölümünden sonra paylaşıldığını, yarı oranında davacı ve davalıya düştüğünü, tüm mirasçıların kendi paylarına düşen yerleri adlarına tescil ettirdiklerini, davalı tanığı …ise taksimin yapıldığını duyduğunu bildirmişlerdir. Bundan ayrı, sonradan mirasçı sıfatıyla davaya katılan …, …, …, … ve … mahkemeye sundukları kimlik tespitlerinin de yapıldığı imzalı dilekçelerinde; dava konusu taşınmazlarda bir haklarının olmadıklarını bildirmişlerdir. Dosya arasında bulunan miras bırakandan kalmış dava dışı diğer taşınmazların da paylı mülkiyet şeklinde bir kısım mirasçılar adına tescil edilmesi bu ifadeleri doğrulamıştır. Tüm bu açıklamalar nedeniyle dava konusu taşınmazın yapılan taksim sonucunda ½’şer oranda davacı ve davalıya kaldığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde kısmen kabule karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı …’ın yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 05.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.