YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14495
KARAR NO : 2013/19735
KARAR TARİHİ : 11.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı kişi arasında yapılan tarımsal kredi sözleşmelerini davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını toplam 17.452,74 TL alacağın tahsili için yapılan icra takibinin davalının haksız itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davaya ve takibe konu kredi sözleşmelerinden 08.02.2010 tarihli kredi sözleşmesinde kefil olarak imzasının bulunmadığını, 18.02.2009 tarihli kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladığını belirterek davanın reddine, %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen grafolog bilirkişi raporu doğrultusunda, 18.02.2009 tarihli kredi sözleşmesindeki davalı adına atfen atılan kefalet imzasının davalıya ait olduğunun belirlendiği davalının imza itirazında bulunmadığı sonraki tarihli 08.02.2010 tarihli kredi sözleşmesinin 18.02.2009 tarihli kredi sözleşmesinin devamı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının icra takip dosyasında toplam 17.452,74 TL alacağa itirazının iptaline, 15.122,88 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %13 temerrüt faizi işletilmesine, %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmü davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalının imzasını taşıyan kredi sözleşmesinden dolayı kefalet sorumluluğu bulunmakta ise de sorumlu olduğu borç miktarının belirlenmesi konusunda uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılıp rapor alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.