Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/33287 E. 2015/20861 K. 18.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/33287
KARAR NO : 2015/20861
KARAR TARİHİ : 18.02.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli mala zarar verme, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Suça sürüklenen çocukların kaldıkları Niğde Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinden dışarı çıkmak istedikleri, nöbetçi amir olarak görev yapan katılanın izin vermemesi üzerine kapıyı tekmeleyerek kırdıkları ve katılana sinkaflı sözlerle hakaret ettikleri, bu suretle suça sürüklenen çocukların kamu malına zarar verme ve kamu görevlisine hakaret suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Suça sürüklenen çocuk … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Suça sürüklenen çocuğun ikrarı, tanık ve katılan beyanı, olay tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, mahkumiyetine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Suça sürüklenen çocuk … Türksoy hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Katılanın 02/08/2011 tarihli celsede alınan ifadesinde, …’ın attığı tekmeler sonucu camın kırıldığını beyan etmesi, tanık …’ın kollukta alınan 25/05/2011 tarihli beyanında, olayı bu şekliyle doğrulaması, olay tutanağında da camın …’ın tekmesiyle kırıldığının belirtilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması amacına yönelik olarak; tanıkların konuya ilişkin tekrar ifadeleri alınarak, camın kırılması konusunda Kısmet Türksoy’un eylemi olup olmadığının sorulması, sonucuna göre, suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tayin ve tespiti gerektiği gözetilmeksizin, yazılı gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
3-Suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında hakaret suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Dairemizin yerleşmiş kararlarında açıklandığı üzere yasa metninin tekrarı gerekçe olmadığı gibi, yasalarda yer alan hükümler uygulanırken gösterilen gerekçelerde çelişkiye ve zafiyete düşülmemesi gerekir.
Suça sürüklenen çocukların ifadelerinde, katılana sinkaflı sözler söylediklerini ikrar ettikleri, olayın tanık … beyanıyla doğrulandığı, karar gerekçesinde de suça sürüklenen çocukların hakaret suçundan cezalandırılmaları gerektiği belirtilmesine rağmen, kararda çelişki oluşturacak şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının ve suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.