Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/5122 E. 2019/1282 K. 21.03.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5122
KARAR NO : 2019/1282
KARAR TARİHİ : 21.03.2019

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalılar vekilleri Avukat … ve Avukat … geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi nedeniyle imalât bedelinin tahsili ve kâr kaybı istemlerine ilişkin olup, mahkeme tarafından yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne dair verilen karar, davalılar vekili tarafından temyiz olunmuştur. Davacı yüklenici, davalılar ise arsa sahibidir.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı yüklenicinin, … 3. Noterliği 04.04.2001 tarih ve 9239 yevmiye numaralı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca davalı arsa sahiplerine ait … ili, … ilçesi, … köyü, 4268 ve 4269 parseller üzerine sözleşmede belirtilen koşullarda inşaat yapmayı üstlendiği, inşaatın yapılması konusunda dava dışı… İnş. Tur. San. Tic. Ltd. Şti ile anlaşma yapıldığı, taşeron şirket tarafından inşaatın kısmen yapıldığı ve yapılan işlerin bedelinin tahsili için davacı yüklenici aleyhine … 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/373 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda mahkemece 477.662,00 TL’nin davacı yükleniciden tahsili ile taşeron… İnş. Tur. San. Tic. Ltd. Şti’ye verilmesine karar verildiği, bu kararın kanun yollarından
geçmeyerek kesinleştiği, davalı arsa sahiplerinin akdî ilişki devam ederken dava dışı … İnş…Ltd. Şti. ile … 3. Noterliği 19.10.2007 tarih ve … yevmiye numaralı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandıkları, böylelikle davacı yüklenici ile aralarındaki sözleşmenin fiilen fesholunduğu, yapılan imalât karşılığında dava dışı taşeron… İnş…Ltd. Şti’ye 477.661,92 TL ödenmek zorunda kalınacağından bahisle şimdilik 1.000,00 TL imalât bedeli ile 1.000,00 TL kâr kaybının tahsilinin talep edildiği; davalı arsa sahiplerinin, rücuan tazminat davası açılabilmesi için ödeme yapılmak zorunda olunduğu, davacı tarafından dava dışı taşeron şirkete ödeme yapılmadan bu davanın açılamayacağı, tarafların karşılıklı anlaşması ile sözleşmenin feshedildiği belirterek davanın reddini savundukları; mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda dava dışı taşeron… İnş…Ltd. Şti ile davacı arasındaki sözleşmenin feshinde davalıların etkisinin olmadığı, rücuan tazminat davasının söz konusu olabilmesi için öncelikle ilgilisine ödeme yapılmasının gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verildiği, davacı tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 2014/6616 Esas – 2015/638 Karar ve 05.02.2015 günlü kararı ile taraflar arasındaki akdî ilişkinin sona ermesi nedeniyle tarafların kusurlu olup olmadıklarına bakılmaksızın birbirlerinin malvarlıklarına kazandırdıkları değerlerin geri istenmesinin mümkün olduğu, davacının akdi ilişkinin son bulduğu tarihteki serbest piyasa rayiçlerine göre hesaplanacak imalât bedelini talep edebileceği, uzman bilirkişi aracılığıyla bu bedelin hesaplattırılması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğu, bozma kararı sonrasında inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda davacı yüklenicinin yaptığı imalât bedelinin 381.216,00 TL olarak belirlendiği, rapor doğrultusunda davacının 28.12.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile imalât bedeli alacağını 380.216,00 TL artırarak 381.216,00 TL’nin tahsilini talep ettiği, mahkeme tarafından davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, yapılacak yargılama sonucunda alınacak bilirkişi raporu ile alacağın belirlenebilir duruma geldiği, ilk kararın bilirkişi incelemesi yapılmadan eksik inceleme ile verildiği, bozma kararından sonra alınan bilirkişi raporu ile davacının davasının belirli hale geldiği ve bu nedenle bozmadan sonra ıslah yapılabileceği gerekçesiyle ıslah da gözetilerek davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 107. maddesinde “Alacaklının davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hallerde hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği” hükme bağlanmıştır. Buna göre miktarı belli olan ya da belirlenebilmesi için gereken verilerin mevcut olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılamaz. Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL imalât bedeli alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında bilirkişi raporu doğrultusunda 28.12.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini artırmış, davalılar 12.02.2018 tarihli dilekçeleri ile bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı nedeniyle ıslaha karşı çıkmış, davacı 05.03.2018 tarihli dilekçesiyle davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, alacağın miktarının bilirkişi raporu ile belirlendiğini açıklamıştır. Dairemizin 10.07.2013 gün 2012/6728 Esas – 2013/4521 Karar sayılı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.03.2016 gün 2014/15-430 Esas 2016/207 Karar sayılı ilamında açıklandığı gibi davanın belirsiz alacak davası olarak görülüp yürütülmesi mümkün değildir. Bu haliyle davacının açtığı davanın kısmi dava olarak
nitelendirilmesi gerektiği gibi, davacı 26.12.2017 tarihli dilekçesini de ıslah dilekçesi olarak vermiştir. 06.05.2016 tarih, 2015/1 Esas – 2015/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre halen yürürlükte olan bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih, 1944/10 Esas – 1948/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; bir yargılama işlemi olan ıslah, soruşturma ve yargılama bitinceye kadar yapılması mümkün olup, karar temyiz incelemesi sonucunda bozulduktan sonra artık ıslah yapılamayacaktır. Buna rağmen ıslah dilekçesi verilmiş olması dava değerini artıran geçerli bir işlem sayılamayacağından bu ıslahın yapılmamış sayılarak karar verilmesi, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden de hesaplamanın dava değerinin artırılmamış gibi yapılması gerekirken mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan yanlış değerlendirme sonucu verilen karar doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 2.037,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 21.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.