YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11802
KARAR NO : 2013/15608
KARAR TARİHİ : 08.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit avasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine … 1. İcra Müdürlüğü’ nün 2007/1534 sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, takibe dayanak yapılan 3 adet bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ve müvekkilinin davalı ile hiçbir ticari ilişkisinin olmadığını beyanla, müvekkilinin bahse konu icra dosyası nedeni ile borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında ayakkabı ticaretinden kaynaklanan bir ticari ilişki olduğunu, takibe dayanak yapılan senetlerin “… Deri Mamulleri Kundura Konfeksiyon Tic. Ltd. Şti.” nin borcundan dolayı davadışı … tarafından imzalanıp verildiğini, davacı … ‘ ın bu şirketi devir yolu ile tüm borçları ile birlikte aldığını, …’ ün bahse konu işletmeyi çok geniş yetkilerle işleten şahıs olduğunu, davacının aynı taleplerde bulunarak ve aynı icra takip dosyası ile ilgili olarak müvekkili aleyhine … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ nin 2007/163 E.sayılı dosyasından da menfi tespit davası açtığını, ancak o davayı takip etmediğini ve mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu nedenle açılan bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacı vekilinin aynı nedenlere dayanarak, aynı icra dosyası için, aynı davalı aleyhine … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ nin 2007/163 sayılı dosyasından da menfi tespit davası açmış olduğu, o davayı takip etmediği, mahkemece verilen 24.12.2007 tarihve 2007/346 karar sayılı karar ile “davanın açılmamış sayılmasına” karar verildiği ve 20.10.2011 tarihinde kesinleştiği, “davanın açılmamış sayılmasına” şeklindeki kararın da kesin hüküm sonuçlarını doğurduğunu, zira tarafların aynı olduğunu, dayanılan maddi vakalar ve hukuki sebebin de aynı olduğunu, her iki dava dosyasına konu yapılan icra takip dosyasının da aynı olduğunu, durum böyle olunca işbu mahkemedeki davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 S. HMK’ nın 303/1(HUMK md. 237) maddesi uyarınca; “bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her 2 davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile 2. davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir”.
Somut olayda ilk davanın hüküm fıkrası “takip edilmeyen davanın HUMK’ un 409/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına” şeklinde olup, ilk davada esasa ilişkin bir hüküm kurulmamış olduğundan kesin hükmün varlığından sözedilemez. Bu durumda mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.