Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2018/6836 E. 2019/13 K. 07.01.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/6836
KARAR NO : 2019/13
KARAR TARİHİ : 07.01.2019

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkumiyet

1- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.02.2018 tarihli 2015/11-256 Esas ve 2018/78 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK’nin 206. maddesinde düzenlenen “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun oluşabilmesi için, yalan beyanın resmi belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yapılmış olması gerekmektedir. Resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği söyleme zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse, kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından, anılan maddedeki suç oluşmayacaktır. Bununla birlikte suçun oluşması için kişinin beyanda bulunması yeterli olmayıp bu beyan üzerine kamu görevlisi tarafından bir belgenin de düzenlenmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; suç tarihinde kolluk görevlilerince sanığın da içerisinde bulunduğu …. plaka sayılı aracın durumundan şüphelenilmesi üzerine durdurulması sonrası, kolluk görevlilerine herhangi bir kimlik belgesi ibraz edemeyen ve kendisini kardeşi olan … ismiyle tanıtan sanığın, kimlik tespiti için… İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne getirildiği ve yapılan parmak izi incelemesi neticesinde gerçek kimlik bilgilerinin tespit edildiğinin anlaşılması ile dosya kapsamında sanık adına … ismiyle düzenlenen parmak izi basım formu dışında herhangi bir belge bulunup bulunmadığının tespit edilememesi ve…. İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün 25.02.2007 tarihli yazısına göre, sanığın bu eylemle ilgili olarak …. Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevk edildiği ve 2007/4061 Soruşturma sayılı evrakına istinaden serbest bırakıldığının belirtilmesi nedeniyle, suçun unsurlarının tespiti ve mükerrer yargılamanın önlenmesi bakımından; …. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2007/4061 Soruşturma sayılı dosyasının akıbeti araştırılarak aslı veya onaylı suretinin dosya arasına alınması, mükerrer yargılama bulunmadığının tespiti halinde, sanık adına … kimlik bilgileriyle düzenlenen herhangi bir belge bulunup bulunmadığının belirlenmesi, sanığın gerçeğe aykırı olarak beyan ettiği isme göre düzenlenmiş bir belge olmadığının anlaşılması durumunda ise, eyleminin, Kabahatler Kanunu’nun 40. maddesinde düzenlenen “kimliği bildirmeme” kabahatini oluşturacağı gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Kabule göre de; TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.01.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İ.Ç