YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12590
KARAR NO : 2013/19689
KARAR TARİHİ : 11.12.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ve davalı vek. Av. …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, taraflar arasındaki 01.02.1993 tarihli bayilik sözleşmesinin rekabet kurulu kararları doğrultusunda revize edildiğini ve durumun 08.01.2004 tarihli noter ihtarı ile davalıya bildirildiğini, sonsuz süreli olan bayilik sözleşmesinin bitim süresinin bayi lehine 09.01.2009 olarak düzenlendiğini, davalı taraf dört yıl hiç bir itirazda bulunulmadan çalışmış iken 05.01.2008 tarihli noter ihtarı ile hiçbir neden göstermeden bayilik sözleşmesini tek taraflı haksız olarak feshettiğini ve hemen akabinde başka bir dağıtıcı firma ile çalışmaya başladığını, müvekkilinin 09.03.2008 tarihli cevabi ihtarnamesinde de belirtildiği gibi müvekkilince feshin kabul edilmediğini, rekabet kurulu kararlarına göre revize edilen sözleşmenin 09.01.2009 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin mahrum kaldığı 2.192.817,00 TL kârın 3 gün içinde ödenmesinin istendiğini, davalının mütemerrit duruma düştüğünü, ayrıca revize edilen sözleşmenin 22. a maddesi gereğince davalının fesihten itibaren bir sene süreyle söz konusu yeri petrol ürünlerinin satışı, oto yıkama ve yağlama mevzuu ile alakalı bir iş için kullanmayacak ve başkalarına doğrudan veya dolaylı kullandıramayacağını ileri sürerek şimdilik 50.000 TL mahrum kalınan karın temerrüt tarihi olan 20.03.2008 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, sözleşmenin 22. a maddesi ile kararlaştırılan hüküm nedeniyle davalının söz konusu yeri bir yıl süreyle petrol ürünlerinin satışı, oto yıkama ve yağlama mevzuu ile alakalı bir iş için kullanmamasına veya kullandırmamasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında 01.02.1993 tarihli 15 yıl süreli kira sözleşmesi ve aynı tarihli işletme sözleşmesi imzalandığını, müvekkiline ait akaryakıt istasyonunun davacı tarafından kiralandığını ve bu yerin sözleşme hükmü gereğince işletilmesi için ayrıca işletme sözleşmesi imzalandığını, müvekkilince fesih tarihine kadar sorunsuz olarak sözleşme hükümlerinin yerine getirildiğini taraflar arasındaki kira sözleşmesinin tapu siciline şerh edildiğini ve 01.02.2008 tarihinde sona erdiğini, işletme sözleşmesinin 22. maddesi gereğince kira sözleşmesi sona erdiğinde işletme sözleşmesinin de münfesih olduğunu hal böyle olunca müvekkilinin 25.1.2008 tarihli fesih ihtarının haklı olduğunu, davacının rekabet kurumunun tebliğ hükümlerini uygulama adı altında sözleşmenin esaslı hükümlerinde kendi lehine tek taraflı değişiklikler yapamayacağını, davanın yerinde olmadığını belirterek reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde, davacının 09.01.2004 tarihli ek anlaşmayı noter ihtarı ile davalıya gönderdiği ancak davalının bu sözleşmeyi kabul ettiğine ilişkin beyanının ve imzasının bulunmadığı, başka bir deyişle davacının tek taraflı olarak revize ettiği sözleşmenin davalı tarafı bağlamayacağı, ihtarnameye yanıt verilmemiş olmasının zımni kabul anlamına gelmeyeceği, zira revize edilen maddelerin uygulandığı yönünde davacı tarafından dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, 15 yıl süreli kira sözleşmesinin 01.02.2008 tarihinde dolduğu ve yenilenmeyeceğinin davalı tarafından davacıya 25.01.2008 tarihli ihtarla bildirildiği, aynı tarihli başka bir ihtarla 01.02.1993 tarihli bayilik sözleşmesinin de 22. madde doğrultusunda münfesih olduğunun bildirildiği, sözleşmeye ve yasaya aykırılığın bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 990 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 11.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.