YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3606
KARAR NO : 2019/260
KARAR TARİHİ : 14.01.2019
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada … …. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/…/2016 tarih ve 2016/83 E. – 2016/437 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair … Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 09/06/2017 tarih ve 2017/620-2017/564 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, … ilçesinde 1992 yılından beri yayıncılık faaliyetinde bulunan müvekkilinin 2013/1518 numaralı “ATV …+ŞEKİL” ibareli marka tescil başvurusuna davalı şirketçe, kendisine ait “ATV” ibareli markalar mesnet gösterilmek suretiyle iltibas ve tanınmışlık vakıasına dayalı olarak yapılan itirazın … Markalar Dairesin’ce kabul edildiğini ve müvekkiline ait marka başvurusunun reddedildiğini, anılan karara karşı itirazlarının ise … … tarafından nihai olarak reddedildiğini, kurum kararının yerinde olmadığını, müvekkilinin başvurusunun konusu olan işarette “…” ibaresi ile …’nın simgesi olan kızıl kulenin de bulunduğunu, mesnet markalardan tamamen farklı bir kompozisyondan oluştuğunu, anılan işaretin uzun yıllardan bu yana müvekkilince kullanıldığını, hatta 1993/6808 sayılı marka tescil başvurusuna da konu edildiğini, tescile uygun bulunmasına karşın tescil edilemediğini, bu nedenle kazanılmış haklarının bulunduğunu, davalının markalarındaki (a) harfinin özel ve özgün olarak düzenlendiğini ve başvurudan tamamen farklı olduğunu, müvekkilinin “ATV” ibareli markaları ilk kullandığı sırada davalının markalarının bulunmadığını, kapsamlarında yer alan ürünler itibariyle başvuru konusu işaret ile redde mesnet marka arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını ileri sürerek … kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, anlamsal, görsel ve sescil olarak başvuru konusu “ATV …+ŞEKİL” ibareli işaret ile redde mesnet “ATV” ibareli markanın bıraktığı genel izlenimin aynı olduğunu, zira asıl ve ayırt edici unsurlarının aynı olduğunu, diğer unsur ve şekillerin yeterli ayırt edicilik sağlamadığını, başvuru konusu işaretle davalı markanın aynı genel izlenimi bıraktığını, diğer unsurların yeteri derecede farklılık yaratmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mesnet alınan markaların “ATV” ibareli olduğu, bu markanın asıl ve ayırt edici unsurunun birini de “ATV” ibaresinden oluştuğu, zira ilk bakışta göze bu ibarenin de çarptığı, yazıldığı gibi okunduğu, diğer unsurların ayırt edicilikte yeterince ön planda olmadıkları, davacının başvurusunun da “ATV …+ŞEKİL” ibareli olduğu, başvuru konusu işarette de “ATV” ibaresinin asıl ve ayırt edici unsur olduğu, zira ilk bakışta göze çarpan unsur olduğu, şeklin ifade edilmesinin ve hatırda tutulmasının olanaksızlığı karşısında bu işarette de asıl ve ayırt edici unsurun “ATV” ibaresi tarafından temsil olunduğunun açık bulunduğu, ilk bakışta göze bu ibarenin çarptığı, yazıldığı gibi okunduğu, başvuruda yer alan … ibaresinin yeterli ayırt edicilik sağlamadığı, aksine hizmetin sunumunun yapıldığı yeri gösterdiği, işletmesel bağlantılandırma ihtimali karşısında davalının …’da bulunan ilgili tesisi veya markası gibi algılanabileceği, redde mesnet “ATV” ibareli marka ile başvuru konusu “ATV” ibareli işaretin aynı veya benzer anlamsal, sescil ve görsel etkiyi bıraktıkları, bütünsel olarak bıraktıkları izlenimin bu marka ve işaretlerin birbirleriyle ilintili oldukları yönünde kanaat oluşturduğu, bir kısım ekler itibariyle küçük bir fark varsa bile bu farklılığın ürün ve hizmetlerin ortalama tüketicilerinin önemli bir kısmı tarafından fark edilmesinin veya bilinmesinin mümkün olmadığı, bu sebeple var olması muhtemel anılan farklılığın marka ile başvuru konusu işaret arasındaki görsel ve sescil benzerliğin etkilerini geri plâna itmeye yeterli olmadığı, redde mesnet alınan markanın kapsamında 38 ve 41.sınıftaki tüm ürün ve hizmetlerin bulunduğu, başvuru konusu işaretin de 38 ve 41. sınıf ürünler için reddedildiği, bu ürünlerin ilişkili ve aynı türden bulunduğu,ortalama tüketici ve yararlanıcı kitlesinin özellikle marka ve başvuru konusu işaretlerin asıl ve ayırt edici unsurlarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olması da göz önüne alındığında bu iki markayı ilişkilendirmesinin kaçınılmaz olduğu, başvuru konusu işaretin uzun zamandan bu yana kullanılıyor olmasının ve tanınmış marka olmasının dahi nispi ret nedeninden etkilenmeksizin tescile olanak sağlamayacağı, zira tescilde teklik ilkesinin bulunduğu, davacının 1993/6808 sayılı başvurusunun hiç tescil edilmediği, bu sebeple kendisi için kazanılmış hak sağlamasının veya seri marka uygulamasından istifade etmesinin mümkün olmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye …,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 14/01/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.