YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/26370
KARAR NO : 2018/19281
KARAR TARİHİ : 24.10.2018
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı-Birleşen Dava Davalısı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalı işyerinde Avrupa Bölge Sorumlusu olarak çalıştığını, feshin haksız olduğunu, savunması alınmaksızın sözlü olarak işten çıkartıldığını, ihbar öneline uyulmadığını, maaşlarının düzenli olarak ödenmediğini, ücretinin asgari ücret üzerinden gösterildiğini, her gün ortalama 2-3 saat fazla mesai yapmasına rağmen fazla mesai ücreti ödenmediğini, hafta tatili ile resmi ve dini milli bayramlarda çalıştığını, her yıl sadece 1 hafta yıllık izin kullandığını ve kalan kısmı için ödeme yapılmadığını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, fazla mesai alacağı, hafta tatili alacağı, genel tatil alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı-Birleşen Dava Davacı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının ustabaşı olduğunu, ücretini yüksek göstererek üzerinde bulunan ve sarf ettiğine dair belge sunamadığı şirkete ait paraları aklama çabasında olduğunu, işten ayrılmasından önceki dönemde kendine iş alıp yapmaya başladığını, müvekkiline ait malzeme ve elemanları kullandığını, bu olayların anlaşılması üzerine de davacının sözlü olarak işe gelmeyeceğini bildirdiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, hafta tatilinde çalışamadığını ve davacının buna ilişkin hakim huzurunda ifadesinin olduğunu, tüm izinlerini kullandığını, muhasebe çalışanının işten ayrılması nedeniyle şirket hesaplarında karışıklığın meydana geldiğini ve müvekkilinin günlük işler dışında hesapları da düzenlemek zorunda kaldığını, davacının müvekkiline ait hesaptan para çektiğinin ve faturalandırılmadığının tespit edildiği ve çek bedelleri ile toplam 71.662 TL borcunun bulunduğunu, davacının işi terk etme sebebinin buna dayandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından … 13. İş Mahkemesi’nin 2011/569 Esas sayılı davasının açıldığı, birleştirme kararı verilerek bu dava dosyasının davacı vekili dava dilekçesinde; davacının iş için müvekkili şirketten aldığı paraları sarf ettiğine dair belge sunmadığı, işçilik alacağı dosyasında takas taleplerinin bulunduğunu, davacının müvekkiline ait hesaptan toplam 42.500 TL para çektiğinin ve faturalandırılmadığı, iş avansı olarak kullanmak üzere hesabına 7.600 TL’nin gönderildiği, toplam çek bedeli 21.562 TL’nin davacı tarafından tahsil edildiğinin tespit edildiğini, bu nedenle davacının şirkete toplam 71.662 TL borcunun bulunduğunu iddia ederek davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yaptığı işe yönelik olarak davacının beyanlarını çeliştiğini, Avrupa Bölge Sorumlusu olarak çalıştığını, müvekkiline ödendiği iddia edilen paraların işveren adına iş yapılan şirketlere ödendiğini, bir kısmının müvekkilinin ücret alacağı olduğunu, büyük bir kısmının ise işçi maaşlarının düşük prim ödenmesi amacıyla düşük gösterilen maaşları dışında kalan kısmı ile düşük vergi ödemek amacıyla iş yaptığı şirketlere resmi faturalar dışında gayri resmi olarak ödenen paralar olduğunu, ödemeye ilişkin ilgililerden imzalı evrak alındığını, müvekkilinin maaşının hiçbirinin bankaya ödenmediğini ve haricen ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı vekili, davacının ücretini yüksek göstererek üzerinde bulunan ve sarf ettiğine dair belge sunmadığı şirkete ait paraları aklamak çabasında olduğunu, işten ayrılmasından önceki dönemde kendine iş alıp yapmaya başladığını, müvekkile ait malzeme ve elemanları kullandığını, bu olayların anlaşılması üzerine de sözlü olarak işe gelmeyeceğini bildirip işten ayrıldığının savunulduğu, ancak dosyaya herhangi istifa yazısı, devamsızlık tutanağı ya da işe davet ihtarının sunulmadığı, emniyeti suistimal suçunu gerektirecek iddialar açısından da hiçbir belge bulunmadığı, herhangi ceza soruşturmasının olduğunun iddia edilmediği, aksine davacı tanık beyanlarına göre davacının işverence işten çıkarıldığının belirtildiği, davacının iş akdi feshinin haksız olduğu, banka kayıtlarına göre davacıya 71.150,00 TL’nin ödendiği, ancak sunulan imzalı belgelere göre davacının davalı şirkette irtibatta olduğu, …, … , … ve …’ye elden bu miktarın fazlası olarak toplam 76.050,00 TL’yi ödediği, davacıya ödenen bu miktarlarla ilgili 2006 yılından itibaren maaşlarda herhangi avans kesintisi yapılmadığı, davacı tarafça bu dava açılana kadar herhangi talebin de söz konusu olmadığı, 2006 yılında ve sonraki yıllarda alınan bu paraların makul sürede iade edilmemesi halinde hizmet nedeniyle emniyeti suistimal teşkil eden eylem nedeniyle herhangi şikayete de başvurulmadığı, bu kadar miktar parayı uhdesinde bulunduran kişinin bunca yıl çalıştırmaya devam edilmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olacağı, dolayısıyla davacının şirket adına aldığı avansları şirket adına sarf ettiği, birleşen dosya yoluyla açılan dosyadaki talepler açısından da birleşen dosyanın ispatlanamadığı, birleşen dosya davasının reddinin gerektiği, davacının fazla çalışma yaptığı, genel tatillerde çalıştığı, hafta tatillerinde çalıştığı, davacının fazla mesai ücreti ve genel tatil ve hafta tatili ücretinin ödendiğinin davalı işveren tarafından ücret bordrosu yada eş değer belge ile ispatlanamadığı ancak uzun süreli hesaplama yapıldığından belirtilen fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacağı miktarı üzerinde % 30 hakkaniyet indiriminin yapılarak bu miktar fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretinin davacıya verilmesinin gerektiği,fesih tarihinde davalı şirkette çalışan sayısı 30 kişiden az ise de yapılan fesih işleminin haksız da olsa kötü niyet tazminatını gerektirecek koşulların bulunmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddi ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı-birleşen dosya davalısı vekili ile davalı-birleşen dosya davacısı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı-birleşen dosya davalı işçi vekilinin tüm, davalı-birleşen dosya davacısı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin … 1. İş Mahkemesi’nin 2008/237, 238 E. sayılı dosyalarında davalı tanığı olarak verdiği beyanda; hafta tatillerinde, bayram ve diğer tatil günlerinde çalışma olmadığı ve günlük çalışma saatlerine yönelik açıklamada bulunmuştur. Davacının bu beyanları dikkate alınarak davalı işyerinde haftalık 46,5 saat çalıştığı tespit edilmekle fazla mesainin haftalık 1.5 saat üzerinden hesaplanması gerekirken haftalık 18 saat üzerinden hesaplama yapılması hatalıdır.
3-Davacının yukarıda belirtildiği gibi davalı işyerinde hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma olmadığı şeklindeki beyanı karşısında bu taleplerin reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.10.2018 gününde oybirliği ile karar verildi.