YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18247
KARAR NO : 2012/22850
KARAR TARİHİ : 07.11.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 11.475,00 TL alacağın davalıdan tahsili ile davalı tarafa 6.128,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın görev yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dava dilekçesinde; tapuda hazine adına kayıtlı 102 parsel sayılı taşınmazın haksız işgal edildiği gerekçesi ile davalı kurum tarafından tahakkuk ettirilen 11.475,00 TL ecrimisil bedelinin davacı tarafından davalı idareye ödendiğini ayrıca 01.01.2004-31.12.2004 tarihleri arasında da 6.120 TL ecrimisil bedeli tahakkuk ettirilerek ödenmesinin talep edildiğini ancak söz konusu 102 parselde davacının hiç yer kullanmadığını belirterek davacıdan haksız olarak alınmış olan 11.475,00 TL alacağın sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği davalı idareden tahsili ile davacıdan ecrimisil ihbarnamesi ile talep edilen 6.128 TL’lik ecrimisil alacağına ilişkin olarak davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davanın görev yönünden ve esastan reddini savunmuştur. Mahkemece; iadesi istenilen alacak ile borçlu olmadığının tespiti istenilen alacağın davalı idarenin yapmış olduğu işlemler ve kararlardan kaynaklanmış olması nedeniyle İdari Yargının görevli olduğu belirtilerek görev nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davada, ecrimisil ihbarnamesinin iptali talebi olmaksızın, davalı Hazineye ait 102 parsel sayılı taşınmazın haksız kullanımından ötürü tahakkuk ettirilen ve davacıdan tahsil edilen ecrimisil bedelinin davalı idareden geri alınması ve tahakkuku yapılıp da henüz tahsil edilmeyen ecrimisil bedelinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti talep edilmektedir. Bu durumda ise davaya bakmaya adli yargı görevli olmakla davanın esası hakkında karar vermek gerekirken, yargı yolu bakımından reddi yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK.’nun 31.maddesi ile Hakimin davayı aydınlatma görevinin bulunduğu, aynı yasanın 30.maddesine göre de usul ekonomisi ilkesine uyulması gereklidir. Hakimin, uyuşmazlığın aydınlatılması bakımından neler yapabileceğinin hüküm altına alındığı bu madde 1086 sayılı HMUK.’nun 75/2, 3.fıkralarını karşılamaktadır. Maddi anlamda davayı sevk yetkisinin düzenlendiği görülmektedir. Mukayeseli hukuktaki gelişim sonucunda, iddianın taraflarca, muktezanın tayininin ise duruşma hakiminde olduğu açıktır.
Bu bağlamda, mahkemece; davanın esasına girilerek taraflardan delilleri sorulmak suretiyle oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ve görev nedeni ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.