Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/6842 E. 2013/5914 K. 26.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6842
KARAR NO : 2013/5914
KARAR TARİHİ : 26.03.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen ….02.2012 tarih ve 2009/529-2012/63 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline verdiği çeklerin karşılıksız çıkması üzerine, bir kısım ödeme yaptığını, ayrıca ….09.2008 keşide tarihli 8.000,00 TL meblağlı çeki verdiğini, müvekkilinin söz konusu çeki ibrazında karşılığının olmaması üzerine icra takibi başlattığını, davalının, … 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2008/376 E. sayılı dosyası ile, imzanın kendisine ait olmadığını belirterek itirazda bulunduğunu, mahkemece, yapılan inceleme neticesinde çekteki imzanın davalıya ait olmadığına kanat edilerek itirazın kabulüne karar verildiğini, oysa ki, davalının söz konusu çeke ilişkin, kayıp çalınma gibi bir şikayete başvurmadığını, çekin iptali davası açmadığını, davalının muhtemelen, müvekkilinin yaşlılığından istifade ederek, müvekkilinin bilemeyeceği şekilde çeki başkasına yazdırıp imzalatarak müvekkilini kandırdığını, bu konuda Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu ileri sürerek, çek bedelinin keşide tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili açısından borç doğurucu geçerli bir belge bulunmadığını, … 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2008/376 Esas sayılı dosyasında da çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığının sabit olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, … 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2008/6842 Esas sayılı dosyasında çekişmeli çek üzerindeki imzanın davalı eli ürünü olmadığı yönünde bilirkişi raporu alındığı, mahkemece de bu doğrultuda karar verildiği, çekteki imzanın davalı eli ürünü olmaması nedeniyle davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, çek bedelini keşideciden tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ceza mahkemesi kararı dikkate alınmaksızın, ceza mahkemesi kararı dışındaki mevcut delillere itibar edilerek hüküm kurulmuştur.
Ceza mahkemesi kararlarının, hukuk mahkemesine etkisi, hukukumuzda dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinde düzenlenmiş olup, hukuk hakimi ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında, maddi hukuku bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden
bir yasağın yaptırımı, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarınında, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi, özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylar ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı ve hukuk hakimini tamamen bağlayıcıdır. Diğer bir anlatımla, ceza mahkemesi kararlarında saptanan maddi olgular, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Artık hukuk mahkemesinde bu maddi olayın aksi iddia ve ispat edilemez. Hukuk hakimi, ceza hakiminin mevcut delil ve işlemleri hatalı takdir ettiği düşüncesi ile aksine bir hüküm kuramaz.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, dava konusu çeke ilişkin olarak davacının şikayeti üzerine başlatılan soruşturma neticesinde … …. Ağır Ceza Mahkemesi’nce dosyamızın davalısı (keşideci) hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından mahkumiyet hükmü kurulduğu, kararın temyiz incelemesi aşamasında olduğu anlaşılmakta olup, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin ceza mahkemesi kararı bu davada delil teşkil edeceğinden ceza davasının sonucunun beklenmesi ve sonucun 818 sayılı BK’nın 53. maddesi (6098 sayılı BK 74. maddesi) çerçevesinde değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ….03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.