Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/7035 E. 2018/10266 K. 12.12.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/7035
KARAR NO : 2018/10266
KARAR TARİHİ : 12.12.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

1-… Vergi Dairesi mükellefi olan sanığın, 2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleyerek, atılı 213 sayılı yasanın 359/b-1 maddesine muhalefet suçunu işlediği iddia ve kabul edilen kamu davasında, sanığın, sigortalı işe girebilmek için ismini…. olarak bildiği şahsa kimlik fotokopisini verdiğini ve kendisini notere götürüp evrak imzalattıklarını savunduğu, 05/10/2012 tarihli temyiz dilekçesinde de okuma yazma bilmediğini beyan ettiği, işe başlama yoklamasının ikinci sayfası dosyada mevcut olmadığından yoklamada sanığın hazır bulunup bulunmadığının tespit edilemediği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından 05.10.2009 tarihli işe başlama yoklamasına ait evrakın aslı getirtilerek üzerinde sanığın imzasının bulunup bulunmadığı tespit edilip, bulunması halinde bu imzanın sanığa ait olup olmadığına yönelik bilirkişi raporu alınması, gerektiğinde faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişiler de dinlenerek sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları ve sanığı tanıyıp tanımadıklarının sorulması, faturalardaki (fatura asılları Dairemiz incelemesinden geçen Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/651 E. 2014/243 K. sayılı dosyasında mevcut) yazı ve imzaların sanığa aidiyeti hususunda da bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması
2- Kabule göre de;
a) Sanık hakkında “2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek” suçlarından kamu davası açıldığı, her takvim yılı içinde düzenlenen faturaların ayrı suçları oluşturduğu, ancak aynı takvim yılına ait birden fazla fatura düzenlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden ve hangi takvim yılından hüküm kurulduğu da belirtilmeksizin yazılı şekilde tek mahkumiyet hükmü kurulması,
b) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, aleyhe temyiz olmadığından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 12.12.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

.