YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1872
KARAR NO : 2012/5105
KARAR TARİHİ : 28.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … (kendisine asaleten … ve …’e velayeten) vekili Avukat … Sakallı tarafından, davalı … aleyhine 08/06/2007 gününde verilen dilekçe ile kasten adam öldürme eylemine dayalı maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13/10/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, kasten adam öldürme eylemine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davalının eylemi sonucu desteklerinin ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Yargılamanın devamı sırasında düzenlenen tazminat bilirkişi raporunda destekten yoksun kalma zararının istemden daha fazla olduğunun belirlenmesi üzerine davacılar, 28.10.2009 günlü ıslah dilekçesini vererek dava dilekçesindeki talep sonucunu artırmış ve bilirkişi raporunda belirlenen zarar miktarına göre bakiye zararını istemişlerdir. Mahkemece, ıslah dilekçesinde faiz istenmediği gerekçesi ile ıslah edilen kısım yönünden faize hükmedilmemiştir.
Davacıların ıslah dilekçesinde ileri sürdükleri istem, yeni bir dava niteliğinde olmayıp dava dilekçesindeki istek sonucunun artırılması biçimindedir. Yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176. maddesinde “Taraflardan her biri yapmış olduğu usul işlemlerinin bir kısmını ya da tamamını ıslah edebilir. Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilirler.” Aynı kanunun 177. maddesinde; “tahkikatın sona ermesine kadar ıslah yapılabilir.” biçiminde düzenleme yapılmıştır.
Dava dilekçesinde belirtilen dava konusunun (müddeabihin) ıslah yolu ile artırılması ek dava niteliğinde olmayıp dava dilekçesinin kısmi ıslahı niteliğindedir. Yasada ayrıca düzenlenmiş olması ve kendine özgü kurallarının olması nedeniyle ıslah ek dava niteliğinde kabul edilemez. Bu nedenle davacıların dava dilekçesinde olay tarihinden itibaren faiz istemleri dikkate alınarak olay tarihinden faiz yürütülmesi gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması kararın bozulmasını gerektirir ise de bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinde yer alan “…davalıdan alınarak davacılara verilmesine” ifadesinden sonraki kelimelerin silinerek yerine “Hükmedilen tazminatlara olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına” cümlesinin yazılmasına; diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/03/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.