Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/10126 E. 2013/9344 K. 08.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10126
KARAR NO : 2013/9344
KARAR TARİHİ : 08.05.2013

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.03.2012 tarih ve 2010/364-2012/205 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, davalıların müvekkil şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeleri olduklarını, hiçbir mal varlığı olmayan, müflis durumdaki dava dışı … Tur. Ltd. Firmasının % 50 payını 200.000 TL ödeyerek devir aldıklarını, şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan talebini ıslah ederek artırmıştır. Davalı … Sürek vekili, yönetim kurulunda kısa süre yer aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Diğer davalılar, yönetim ve denetim kurulunun faaliyetlerinin ibra edildiğini, görevlerini yerine getirdiklerini, zarardan sorumlu olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, yönetimin ibra edildiği, davacı tarafın davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, TTK’nın 309’uncu maddesi uyarınca açılmış tazminat davası olup, mahkemece yönetim ve denetim kurulunun ibra edildiği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, ibra hukuki niteliği itibariyle menfi bir borç ikrarıdır. İbra edilen işlemler hakkında sonradan maddi bir hataya dayanılmadan ibradan dönülerek ibraya konu işlemler hakkında dava açılması mümkün değildir. Ancak, ibranın borçtan kurtarıcı sonucu doğurabilmesi ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulması, bilinmesi ve tartışılmasına bağlıdır. Somut olayda ise mahkemece hükme dayanak yapılan genel kurullarda alınan ibra kararlarının, davaya konu işlemlerin açıkça görüşülerek, tartışılarak alınıp alınmadığı hususu üzerinde durulmamıştır. Ayrıca, anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevleri sırasında sebep oldukları zarardan sorumlu olması için öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamalıdır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. TTK 338 ve 359’uncu maddeleri uyarınca yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler.
Somut olayda, üç mali müşavirden alınan bilirkişi raporunda davalıların hisse devrini almaya karar verdikleri şirketin hukuken iflas durumunda bulunduğu, davacı şirketin hisse devri nedeniyle zarara uğradığı belirlenmiş ise de, alınan rapor somut uyuşmazlığın çözümü noktasında yetersizdir. Bu itibarla, mahkemece oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden dava dışı şirketin hisselerinin satın alınması işleminin davacı şirket açısından zararlandırıcı bir işlem olup olmadığının değerlendirildiği yeni bir rapor alınarak, şirketin hisse devri nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı belirlenerek, aksini ispat yükünün davalılarda olduğu nazara alınarak, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda ibranın da borçtan kurtarıcı bir işlem niteliğinde olup olmadığı tartışılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.