YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/11236
KARAR NO : 2018/19335
KARAR TARİHİ : 28.11.2018
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkillerinin maliki olduğu … mevkiinde bulunan 169 ve 170 parsel sayılı taşınmazlar üzerine, davalılar tarafından aynı ada 279, 280 ve 281 parsel sayılı taşınmazlara su götürmek üzere beton kanalet yapıldığını ve yaklaşık 4.000 metre karelik bir alana tecavüz edildiği gerekçeleriyle tecavüzün menine ve beton kanaletin yıkılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, tarafların murislerinin aralarında anlaşarak bugünkü sınırların belirlendiğini ve davacının murisinin su hendeğini suyun akışına ve taşınmaz sınırına gelecek şekilde bizzat açtığını, 1970 yılında açılan su kanalının 279, 280, 281, 281, 283, 285, 286, 287, 288, 172, 168, 205 parsellerin sulanmasında kullanıldığını, kanalın 40 yıldır aynı sınırlarla kullanıldığını, 1991 tarihinde yeniden değerlendirme kadastrosu geçerek davacı adına kayıt edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 743 sayılı Medeni Kanunun 653. (yeni 727 md.) maddesinin son fıkrasına göre, taşınmaz üzerinde kanalet geçirilmesi ile davalılar lehine irtifak hakkı kurulmuş sayılacağından, bu nedenle sadece mecra hakkı karşılığı bedelin tazminat olarak talep edilebileceği, taşınmaza müdahalenin önlenmesinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki; 4721 sayılı TMK’nin 727. maddesi hükmü uyarınca su, gaz, elektrik vb’nin mecraları, işletmenin bulunduğu taşınmazın dışında olsalar bile aksine bir düzenleme olmadıkça o işletmenin eklentisi ve işletme malikinin malı sayılır. Komşuluk hukukunun gerektirdiği hâller dışında bir taşınmazın böyle bir mecra ile aynî hak olarak yüklenmesi, ancak bir irtifak hakkı kurulması suretiyle olabilir. Diğer taraftan, gerçekleştirilecek mecra dışarıdan görülmüyorsa tapu kütüğüne tescille, dışarıdan görülüyorsa noterce düzenlenecek sözleşmeye dayalı olarak mecranın yapılması ile doğar. Dava konusu mecranın dışarıdan görülüp görülmediği, dışarıdan görülmesi halinde tapu kütüğüne tescil edilip edilmediği, dışarıdan görülmüyorsa noterce düzenlenecek sözleşme bulunup bulunmadığı araştırılmalı buna göre dava konusu taşınmaza kanalet yapma eyleminin yasada öngörülen mecra hakkının tesis edildiği şeklinde kabul edilip edilmeyeceği üzerinde durularak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.