YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3892
KARAR NO : 2019/1890
KARAR TARİHİ : 18.04.2019
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … geldi. İhbar olunan asiller gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Uyuşmazlık, takip başlatılan icra dosyasının dayanağı olan senet nedeni ile borçlu olunmadığının tespitine dayalı olup, mahkemece davanın ıslah da değerlendirilerek kabulüne dair verilen karar, davalı lehtar … vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 180. maddesinde; davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içerisinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorunda olup aksi halde ıslah hakkı kullanılmış sayılarak ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği düzenlenmiş bulunmaktadır.
Somut olayda davacı dava dilekçesinde, bedelsizlik nedeni olarak senedin tehdit ve zorla alındığını iddia etmiş, verdiği ıslah dilekçesi ile de talebini iş yapılmaması ve alacaklı ile hukuki ilişki bulunmaması nedeni ile bedelsizlik iddiasına dönüştürmüştür. Bu durum, dava sebebinin tamamen değiştirilmesi olup davanın tamamen ıslahı niteliğindedir. Anılan madde hükmünce bu halde, bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi verilmesi zorunludur. 6100 sayılı HMK’nın 94/1. maddesi gereğince kanunda belirlenen sürelerin kesin olması nedeni ile bu sürelerin arttırılması ya da azaltılması mümkün değildir. Fakat kanunda bir haftalık kesin süre belirlenmiş olsa da mahkemece davacıya açıkça iki haftalık süre verilmesi nedeni ile davacının hakim tarafından iki haftalık süre verilerek yanıltılmış olacağı ve bu durumun hak ihlali sonucunu doğurabileceği dikkate alındığında sürenin iki hafta olduğunun kabulü gerekir.
Ancak davacı iki haftalık sürenin geçmesine rağmen davanın tamamen ıslah edilmesi için yeni dava dilekçesini vermemiş bunun nedeni olarak da kardeşinin ölümünü ve cenaze işlemlerinin yürütülmesi nedenlerini ileri sürmüştür. Davacı vekilinin bu talebi 6100 sayılı HMK’nın 95. ve devamı maddelerinde düzenlenen eski hale getirme talebi niteliğindedir. Davalı tarafça, süresinde ıslah talebinde bulunulmadığı ve eski hale getirme talebine karşı çıkılmasına rağmen mahkemece, eski hale getirme talebinin dayandığı sebepler ve bunların delil ve emareleri değerlendirilip yerinde olup olmadığı tartışılıp bu konuda herhangi bir karar verilmeksizin tam ıslah sureti ile verilen dava dilekçesi ve değiştirilen hukuki sebebe göre işin esası incelenerek dava sonuçlandırılması doğru olmamıştır.
Bu halde mahkemece; davacı tarafça süresinde ıslah yapılmadığının ileri sürülmesi ve eski hale getirme talebine de karşı çıkılması nedeni ile eski hale getirme talebini de ihtiva eden yeni dava dilekçesindeki sebep ve bunlar ile ilgili delil ve emareler toplanarak eski hale getirme talebinin yerinde olup olmadığı, 6100 sayılı HMK’nın 180. maddesi gereğince davanın tamamen ıslahı sonucu verilen yeni dava dilekçesinin hakim tarafından verilen kesin iki haftalık süre içerisinde verilip verilmediği değerlendirilerek bu karardan sonra sonucuna göre ıslah yapılmış sayılıp davanın sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu konuda karşı çıkılmasına rağmen herhangi bir karar verilmeden ve nihai kararda da tartışılmadan ıslah süresinde yapılmış kabul edilerek ıslah sureti ile verilen dava dilekçesine göre işin esasının incelenmesi ve sonuçlandırılması doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2.037,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 154,30 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 18.04.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.