Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2018/1983 E. 2019/3712 K. 01.04.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1983
KARAR NO : 2019/3712
KARAR TARİHİ : 01.04.2019

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava; kadın tarafından açılan Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davası olup ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, davacı kadın lehine dava tarihinden karar kesinleşinceye kadar hükmedilen aylık 150,00 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı kadının yoksulluk nafakası talebi bulunmadığı için karar verilmesine yer olmadığına, yine davacı kadın lehine 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, ilk derece mahkemesince verilen 27.04.2017 tarihli bu karar davalı erkek tarafından; hükmün tamamına yönelik olarak istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; davalı erkeğin istinaf talebinin kabulüyle, davacı kadının dava dilekçesinde delil olarak sadece nüfus kaydına dayandığı, cevaba cevap dilekçesinde herhangi bir delile dayanmadığı, gerçekleşen bu durum karşısında ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve bölge adliye mahkemesince verilen bu karar davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 191/1-e maddesi uyarınca davacı, dava dilekçesinde davarım dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte, davalı da aynı Kanunun 129/1-d maddesi gereğince savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında açık özetleriyle birlikte cevap dilekçesinde göstermek zorundadırlar. Bunlar, dava ve cevap dilekçelerindeki talep sonucunun dayanağı olan ve bu talep sonucunu haklı göstermeye yarayan vakıalardır. Ön inceleme aşaması tamamlanıncaya kadar usulüne uygun biçimde bildirilen vakıaların doğru olduğu yargılama sırasında ispat edilirse, tarafların talep sonuçları da bu duruma göre kabul veya reddedilecektir. Kanunda öngörülmüş istisnalar dışında, hakim, iki tarafın birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek, davranışlarda dahi bulunamaz (HMK m. 25/1).
İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi başlıklı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141. maddesi “(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir veya değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır,” şeklindedir. Anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği üzere; tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir. Şüphesiz bu imkan, sadece cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi için söz konusudur. İkişer dilekçeden sonra, hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamında kabul edilmelidir. Ön inceleme aşamasında ancak karşı tarafın açık muvafakati (veya ön inceleme duruşmasına taraflardan birisinin mazeretsiz gelmemesi) durumunda iddia veya savunmaların genişletilmesi yahut değiştirilmesi kabul edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20.04.2016 tarih, 2014/2-695 esas ve 2016/522 karar sayılı ilamı).
Somut olayda; dava dilekçesinde davacı kadın delil olarak nüfus kaydına dayanmış, cevaba cevap dilekçesinde ise herhangi bir delil bildirmemiş, davalı erkek davaya yasal süre içerisinde cevap vermiş ve davacı kadının ortak konutu terk ettiğini, davanın reddinin gerektiğini, duruşmalara katılmayacağını duruşma zabıtlarının adresine gönderilmesini talep etmiş, 08/09/2016 tarihli ön inceleme duruşma tarihi davalı erkeğe usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve davalı erkek herhangi bir mazeret bildirmeksizin ön inceleme duruşmasında hazır bulunmamış, davacı kadın ön inceleme duruşmasında iddialarını ispat etmek üzere tanıklarını bildirmek üzere süre talep etmiş ve yasal süresi içerisinde tanık deliline dayanmıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında ilk derece mahkemesi tarafından davalı erkeğe yüklenen davacı eşine birden fazla fiziksel şiddet uyguladığı kusuru usulüne uygun olarak bildirilmiş bir delil ile ispatlandığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 01.04.2019 (Pzt.)