Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2013/16746 E. 2013/31677 K. 18.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16746
KARAR NO : 2013/31677
KARAR TARİHİ : 18.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı banka ile dava dışı Önder Ezilmez arasında imzalanan tüketici kredisine kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve kendisi aleyhine icra takibi başlatıldığını, maaşından kesinti yapıldığını, yapılan kesintilerin haksız ve borçtan fazla olduğunu, ayrıca alacağa fahiş faiz uygulandığını ileri sürerek davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve fazla tahsil edilen kısmın istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, alınan kredi borcunun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve davacı aleyhine icra takibine girişildiğini, takibin davacının itiraz etmemesi üzerine kesinleştiğini, davacının maaşından yapılan kesintinin yasal olduğunu, kesintilerin fazla olmadığını ve uygulanan faizin makul olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
4822 Sayılı Kanun ile değişik 4077 Sayılı Kanun’un 10.maddesinin, 3.fıkrasının, son cümlesi, “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez.” hükmünü getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup adi yada müteselsil kefil ayrımı yapılmamıştır. Emredici hükümlerin mahkemece re’sen dikkate alınması zorunludur. Alacaklı asıl borçluya başvurup alacağını tahsil edemediği takdirde kefile başvurup alacağının tahsilini isteyebilecektir.
Somut olayda davalı, asıl borçlu ve kefil olan davacı aleyhine birlikte icra takibi yapmıştır. Anılan kanun maddesi gereğince, davalı bankanın davacı kefilden henüz alacağını talep etme hakkı yasal olarak doğmamıştır. Açıklanan bu nedenlerle; mahkemece, davalı bankanın davacı kefile karşı icra takibi yapma hakkının olmadığı ve bu takip nedeniyle yapılan maaş kesintilerinin yasal olmadığı dikkate alınarak davacının açmış olduğu davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.