YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20353
KARAR NO : 2012/23986
KARAR TARİHİ : 21.11.2012
MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili ile davalının … 3. Aile Mahkemesinin 2009/476 E. 2010/301 K. sayılı ilamı ile boşandıklarını, müşterek çocuklar 17.05.1997 doğumlu … ile 11.10.2001 doğumlu … ‘nin velayetinin davacı anneye verildiğini, ilamda davacı annenin iştirak nafakası istememesi nedeniyle iştirak nafakasına hükmedilmediğini, aradan uzun zaman geçtiğini,tarafların sosyal ekonomik şartlarının değiştiğini, çocukların büyümesi neticesinde ihtiyaçlarının arttığını, davacının işsiz olduğunu, müşterek çocukların ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirterek her bir çocuk için aylık 500,00 TL iştirak nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Mahkemece; davanın kısmen kabulü cihetine gidilerek; her bir çocuk yararına aylık 250,00 TL iştirak nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.TMK.’nın 182/2 maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayeti kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir.Mahkemece, iştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur. ( TMK. nun 330/1. maddesi ).Somut olayda dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların 06.05.2010 tarihli karar ile anlaşmalı boşandığı; 1997 ve 2001 doğumlu müşterek çocukların velayetinin anneye verildiği, talep edilmediğinden çocuklar yararına nafaka bağlanmadığı, davacı kadının günlük temizlik işlerine gittiği, gelirinin 300 TL olduğu, 2 çocuğu ile birlikte ikamet ettiği, ikametine 500 TL kira ödediği, geçiminin babası ve kardeşi tarafından sağlandığı, davalı babanın ise tekstil atölyelerinde işçi olarak çalıştığı, aylık 900 TL geliri bulunduğu, 450 TL karşılığında kirada oturduğu, ev hanımı olan yeni eşi ile birlikte ikamet ettiği anlaşılmaktadır.Tarafların nüfus kayıtlarının incelenmesinden davalının 26.06.2011 tarihinde yeniden evlendiği ve bu evlilikten 01.04.2012 doğumlu bir kız çocuğunun daha olduğu anlaşılmaktadır.Davalı duruşmadaki beyanında müşterek çocuk … ‘ın çalıştığını belirtmiş olup mahkemece müşterek çocuğun çalışıp çalışmadığı, çalışıyorsa bu işten ne kadar gelir elde ettiği konularında bir araştırma yapılmamıştır. Ayrıca davacı vekili de duruşmadaki beyanında müvekkili davacının aylık 1.000,00 TL ücret ile sigortalı olarak çalıştığını beyan etmiş mahkemece bu konu hakkında da bir araştırma yapılmamıştır.Buna göre mahkemece, tarafların ekonomik ve sosyal durumları tam ve sağlıklı olarak saptandıktan ve özellikle davacı ile müşterek çocuk … ın çalışıp çalışmadıkları, çalışıyorlar ise sürekli bir işlerinin olup olmadığı, ne kadar gelir elde edip etmediklerinin araştırılmasından sonra, nafakanın niteliği, müşterek çocukların yaşı, eğitim durumları, ihtiyaçları ile tarafların gerçekleşen ekonomik ve sosyal durumlarına göre davalı babayı ödemede zorlamayacak, onu zarurete düşürmeyecek şekilde TMK’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir miktar nafakaya hükmedilmesi gerekirken, nafaka yükümlüsü ( davalı babanın ) gelir durumu nazara alındığında yüksek oranda nafakaya karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.