Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/14714 E. 2013/3052 K. 21.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14714
KARAR NO : 2013/3052
KARAR TARİHİ : 21.03.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman tahdidine itiraz davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 03/04/2012 gün ve 2012/3491 – 5041 sayılı ilâmıyla düzelterek onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davalılar … ve … tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … Yönetimi, … Köyü 296 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tapuda kayıtlı olduğunu, yörede 1998 tarihinde yapılan ve 14/02/2007 – 14/08/2007 tarihleri arasında ilân edilen orman kadastrosunda, öncesi kısmen orman olan taşınmazın kadastro komisyonu tarafından orman sayılmayarak orman alanı dışında bırakıldığını iddia ederek, işlemin iptaline, taşınmazın orman alanı içine alınmasını istemiştir. Mahkemece; davanın kabulüne, dava konusu parselin tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, davalılar … ve …’ün hükmü temyizi üzerine; İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; kadastro mahkemelerinin tapu iptali ve tescil kararı verme görev ve yetkileri bulunmadığı ve davanın orman kadastrosuna itiraza ilişkin olduğu gözönünde bulundurularak çekişmeli taşınmazın orman tahdidi içine alınması ile yetinilmesi gerektiği halde, mahkemenin yetkisini aşarak tapu iptali ve tescile de karar vermesi, bunun yanında 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının 1, 3, 4 ve 5. bentlerinin çıkartılarak yerine; “1) Davacının davasının kabulü ile dava konusu Uzunkuyu Köyü 296 sayılı parselin orman sınırları içine alınmasına, 2) 6099 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA karar verilmiştir.

Davalılar … ve … taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve uzun yıllardır zilyetliklerinde belirterek dairenin bozma kararının düzeltilmesini istemektedir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede arazi kadastrosuna 1979 yılında başlanmış, 08.10.1979 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir.
Yerel mahkemece yargılama sırasında kadastro tutanağı tespite esas tutulan tapu kaydı ilk tesisinden itibaren tüm evrakları ile birlikte getirilmemiş, keşifte uygulanmamış, Dairemizin 07/07/2011 gün ve 2011/5295 – 8989 sayılı geri çevirme kararından sonra dosyaya konulmuştur.
Dosyanın incelenmesinde; tespite esas tutulan tapu kaydının 14.000 m2 yüzöçlümünde ve tarla niteliği ile davalı … adına kayıtlı olduğu ve Hazinenin 4753 sayılı Kanuna göre dağıtımından oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bilirkişi heyeti, taşınmazın memleket haritasında yeşil alanda kaldığını bildirmiş ise de, hava fotoğarafları üzerinde taşınmazı göstermemişler, yeşil alanda görülmesinin neden kaynaklandığını, hava fotoğrafalarını inceleyerek belirlememişlerdir.
Yetersiz incelemeye dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle, tapu kaydı tesisine esas tutulan tüm belgeleri, varsa krokisi ile birlikte getirtildikten sonra, yerel bilirkişi, tanık ve orman yüksek mühendisi ile fen elemanından oluşturulacak yeni bilirkişi kurulu ile keşif yapılıp yerine uygulanması, 1952 tarihinde davalıya tarla olarak verilen taşınmazın 1957 tarihli hava fotoğrafı üzerinde kadastro paftası ve hava fotoğrafı ölçekleri birbirine eşitlenip çakıştırılmak suretiyle o tarihteki ne olarak görüldüğü kesin olarak belirlenmeli, bu konuda bilirkişilerden gerekçeli ve krokili rapor alınmalı, taşınmazın 1979 yılında arazi kadastrosu sırasında zeytinli tarla olarak tapu kaydına dayanılarak tespit ve tescil edilmesi ve doğusunda asfalt yol bulunması, bu yolun 1962 tarihli haritalarda da görülmesi, 1952 tarihli tapu kaydında da doğusunun yol olarak gösterilmesi nedeniyle Orman Kanununun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık olamayacağı ve Orman Kanununun 1/f maddesi gereğince orman sayılmayacağı da düşünülerek bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Lütfiye Dalgıç ve … ‘ün karar düzeltme isteminin kabulüyle, Dairenin “03.04.2012” gün ve “2012/3491 E. -5041 K sayılı düzelterek onama kararının KALDIRILMASINA, 17.12.2010 gün ve 2009/20 – 2010/56 sayılı yerel mahkeme kararının yukarıdaki gerekçeyle BOZULMASINA 21/03/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.